Anne Sanatı0 Yorum

Reklamlar
Tarih 13 Eki 2009 at 4:50pm

anne

İnsan bazen içinde bulunduÄŸu nimetleri, her zaman olacaklarmışçasına, hoyratça, hatta adeta kiralık bir katil gibi hunharca katlediveriyor… O nimet bir anda kiÅŸinin imtihan vesilesine dönüşüyor… Ya da belki de zaten her bir güzellik ve kötülük bizler için “herÅŸeyden çok” bir imtihan vesilesi…

Anne olduktan sonra belli dönemler yaÅŸadım içimde, tıpkı her anne gibi…

Öncelikle ilk doÄŸum sonrası, aÄŸrı ve adapte dönemi…

Bu dönemde sizi kovalayan sancılar sonucu bir daha doÄŸum yapmaya tövbe ediyor, uykusuz geçen gecelerde yorgunluktan yere havlu atıyorsunuz… Sonra bir an geliyor, tüm yorgunlukların, tüm bezmiÅŸliÄŸin içinde, miniminnacık bir an geliyor… MiniÄŸiniz gözlerinizin tam ÅŸah damarından yakalayıveriyor sizi… AnneciÄŸim der gibi… Seni seviyorum der gibi… Masum, aciz ve tertemiz… İşte o an, annelik en deÄŸerli hazineniz oluyor… ÇektiÄŸiniz tüm acılar, tüm yorgunluk ve “uyku” kelimesini hayat sözlüğünüzden kaldıran her bir an siliniveriyor kalbinizden… ONA DEÄžER diyorsunuz… Onun için HERÅžEYE deÄŸer…

Sonra gün be gün büyüyen miniÄŸinizle birlikte baÅŸlayan AÅžK dönemi…

Bu dönem; iÅŸte bugün güldü, bugün emekledi, bugün ilk adımını attılarla süsleniyor… Minik bebeÄŸinizin her “anne” ye benzer çıkardığı seste, sizin içiniz eriyor… Dağıtıyor, karıştırıyor, bozuyor ama siz hiç önemsemiyorsunuz… Çünkü en kızgın olduÄŸunuz, en kendinizi kaybettiÄŸiniz zamanlarda, onun minik elleriyle boynunuza sarılıvermesi yetiyor da artıyor bile…

Sonra bir bir yılların sayfaları kayıveriyor parmaklarınızın ucundan…

İlk yaşı, ikinci yaşı derken bir bakıyorsunuz okullu oluvermiÅŸ bile… O an bir bakıyorsunuz, miniÄŸiniz artık büyümüş… Sizin ÅŸefkatli kucağınızda geçirdiÄŸi yıllar, artık dış dünyanın mayasıyla kabaracak, ziyadeleÅŸecek…

Birden gözünüzde askerliÄŸi, damatlığı yada gelinliÄŸi canlanıveriyor… Gözleriniz doluyor… O üzülmesin diye belli etmiyorsunuz….

 

Åžuan, 3 yaşının en zor dönemlerini ( uzmanlar erken ergenlik diyor ) yaÅŸadığım canım oÄŸlumun, bazen beni zorlayan, bazen sabrımı taşıran, bazense yorgunluk veren zamanlarını, onun ilk gözlerime baktığı anın ÅŸefkatiyle süslemeyi tercih ediyorum… Çünkü biliyorum ki, tıpkı geçen 3 yıl gibi, önümüzdeki yıllarda çabucak geçecek ve minik oÄŸlum artık dizlerimin dibinde olmayacak… Rabbim ömür verirse O’da büyüyecek, okuyacak, evlenecek… Yani hayat asla durup bizleri beklemeyecek… Bu nedenle sanırım anlık kızgınlıklarımızla günü siyaha boyamak yerine, masum meleklerimizin bizimle olduÄŸu her bir dakikayı neÅŸeyle geçirmeye çalışmak daha akla yatkın, öyle deÄŸil mi?

Sevgiyle Kalın…

 Hatice Kübra Tongar

BeÄŸendim!
0
Bunu da okumak ister misin

Yorum yapmak ister misin?