Temizlik yaparken çok faydalanacağınız önemli pratik bilgiler… İşte temizliğin altın kuralları… Çaydanlığınızın içinde biriken kireç tortusunu temizlemek için, 15 dakika kadar içinde sirke kaynatın.
Sürahinizin dibi kir tutmuş ise, içine bir avuç tuz ile sirke koyup çalkalayınız, tertemiz olacaktır.
Bakır kaplarınızı parlatmak için bir bezi sirke ile hafifçe ıslatıp, bakırı ovun.
Yağlı şişeleri temizlemek için önce yıkamak gerekir. Sonra durulanan şişenin içine sodalı su koyarak sallamaya başlanır. Beş dakika kadar sallanan şişe çalkalanıp bu sefer içine kahve telvesi ilave edilir. Bir sürede bu şekilde sallanan şişe kısa zaman sonra yağlardan tamamen temizlenmiş duruma gelecektir.
Evde ortaya çıkan karıncaları yok etmek için kahve telvesi kullanmanız iyi sonuç verecektir.
Bulaşık suyunuza bir kaşık sirke katmakla bulaşıklarınızın daha kolay ve güzel yıkandığını göreceksiniz.
Paslanmaz çelikten tencereler zamanla parlakligini kaybedebilir. Biraz sirkeyi atese koyup isitin. Sonra yumusak bir bezi bu ilik sirkeye batirarak iyice ovun. Ama sonra da iyice durulayin. Bir fanila parçasiyla parlatirsaniz, çelik tencereniz piril piril olur. Kristallerin isil isil parlamasi için, yikadiktan sonra durulama sirasinda sirkeli suya batirin. Göreceksiniz bardaklariniz, kadehleriniz piril piril olacaktir.
Sebzelerinizi tuzlu suda yikamayi aliskanlik haline getirin. Tuzlu su, sebzeleri daha etkili ve çabuk temizler.
Parlakligini yitirmis bir sürahiye eski halini kazandirmak için yarisina kadar yirtilmis gazete kagidi doldurun, üçte birine de sicak su doldurup sıkı sıkı sallayın.
Teflon tavalar, tencereler çok kullanilmaktan ötürü zamanla sararir. Bunu önlemek için zaman zaman, içine su biraz da çamasir suyu koyduktan sonra atesin üstünde kaynatin. Indirince de önce sicak, sonra da soguk suyla iyice durulayin. Teflonunuzun sari rengi kaybolacaktir.
Pisirirken tencerenin dibi mi tuttu? Bir gece tuzlu suda bekletin, tencere daha kolay temizlenecektir
Bir anne sızlanıyordu:
“Bazen düşünüyorum da, çocuk bize verdiği mutluluk karşısında 10, belki yüz misli sıkıntı veriyor. Öyleyse bu kadar sıkıntıya değer mi?”
Bir başkası şöyle dertleniyordu:
“Bu çocuğu nasıl büyüteceğim? Kendi hayatımı yaşamak yerine hep onunla meşgul olacağım. Onu, zamanımı alan, hayatımın düzenini bozan, sosyal etkinliğimi zayıflatan bir engel olarak görüyorum. O zaman keşke hiç anne olmasaydım, diyorum!”
Evet, annelik kolay değildir. Fakat her kadının fıtratında anne olmak ve evladını bağrına basıp okşamak duygusu vardır. Bu sebepten annelik güzel bir duygudur.
Kolay olsaydı, Peygamberimiz:”Cennet anaların ayağı altındadır.” buyurmazdı…
O hâlde annelik bir nimetse, külfet ister. Bir mutluluksa, bedel ister. Hiçbir şey karşılıksız değildir.
Çocuğunu bağrına basmanın zevkine eren anne, elbette en büyük sıkıntıyı da çeker. Onu eğitmek için maddeten ve manen yıpranır…
Çocuklara harcadığımız zaman asla israf değildir. Çünkü Peygamberimiz, insan öldükten sonra amel defterine sevap yazdıran üç şeyden bahsediyor:
Biri, insanların faydalanacağı ilmî bir eser.
İkincisi, insanların faydalanacakları yol, cami, çeşme gibi bir şey.
Üçüncüsü, arkasından kendisini hayır dua ile yâd ettirecek salih evlat…
Her annenin kitap yazacak, ilmi eser bırakacak zamanı ve imkanı olmayabilir. Ama salih evlat yetiştirmek, elindedir.
Anne, çocuğun eğitimini bir ibadet kabul etmelidir. Onu, öldükten sonra amel defterine sevap yağdıracak bir fabrika gibi görmeli. Ona yaptığı yatırımın ahirette sevap olarak geri döneceğini düşünmeli…
Bu zamanda çocukların salih evlat olmaları için annelere çok iş düşüyor. Bir bahçıvan çok zahmet çeker. Ama ağaçlar meyveye durduğu zaman yorgunluklarını unutur.
Ayrıca çocuğu eğitirken “Cenab-ı Hak kainattaki bütün mahlukatı Rab ismiyle terbiye ediyor, ben de çocuğumu o ismin tecellisi olarak eğitiyorum.” diye düşündüğü zaman, çocuğu eğitmek bir ibadete dönüşür ve anneye ağır gelmez.
Günümüzde fedakarlık duygusu mahiyetini kaybetmiş. Fedakarlık, “ezilmek” ya da “enayilik” olarak algılanıyor. Bazılarınca annelik “kölelik,” ev hanımlığı “hizmetçilik” olarak görülüyor. Bu yüzden çoğu anneler, kendilerini ispat etme yarışına girip, mutlaka çalışmak, kariyer yapmak ya da sosyal bir etkinlikte bulunmak istiyorlar.
Hatta anneliği sıradan bir meslek bile saymıyorlar. Çocuğunun eğitimini alelade, basit bir görev, bir angarya gibi görüyorlar.
Hâlbuki bütün görevler insanı mutlu etmek içindir. O hâlde en büyük görev, doğrudan doğruya insanı yetiştirecek olan annelerin “annelik” görevidir. Bu görev dünyadaki bütün görevlerden daha kutsaldır. Anneye kendi yaradılışı dışında ek görevler icat edip asıl görevinden uzaklaştırmak, bugünkü bedbaht nesillerin ortaya çıkmasına sebeptir. Çocuğun yetişmesindeki ihmalin yerini dolduracak hiçbir şey yoktur..
Çocuk ruhunu şefkat, merhamet ve sevgiyle yoğurmak gerek. Biri eksik kalsa kıvamı eksik olur.
Çiçeklerin bile sevgiyle daha çabuk geliştiğini duydunuz mu? Anne çocuğuna sevgisini, ruhunu vermeli ki gelişip olgunlaşsın. Çocukları ahirette bizi kurtaracak bir eser, bir sevap fabrikası olarak görmeli ve onların her türlü zahmetine katlanmalıdır.
Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:
“Haneniz bir küçük medrese-i Nuriye, bir mekteb-i irfan olsun ki, bu sünnet tam yerine gelsin… Sünnet-i seniyyenin bir meyvesi olan çocuklar ahirette size şefaatçi olsunlar..
Dünyada da iman dersini alıp size hakikî evlat olsunlar… Yoksa bu 30 senede kısmen olduğu gibi o çocuklara yalnız terbiye-i medeniye verilse, bir cihette o çocuklar dünyada faydasız ve ahirette davacı olarak: ‘Ne için imanımı kurtarmadınız?’ diyeceklerinden, peder ve valideleri mahzun etmek, sünnet-i seniyyenin hikmetine münafi olur.”
Gülay Atasoy
You can subscribe to Meryemce.Biz - Ev Hanımının Günlük Alıştırmaları by e-mail address to receive news and upates directly in your inbox. Simply enter your e-mail below and click Sign Up!
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Ağu | Eki » | |||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | ||||