Bütün yaz güneşten kavrulan saçlar için uzmanlar haftada bir saç maskesi öneriyor. İşte etkili saç bakım maskeleri: Bütün yaz güneşten kavrulan saçlar sonbaharda da rüzgarın hışmına uğruyor. Uzmanlar bu dönemde haftada bir saç maskesi öneriyor. İşte etkili saç bakım maskeleri:
Saç dökülmesi hem dış hem de iç etkenlere bağlı olarak gerçekleşir. Bakım maskesini uygularken istediğiniz sonucu almak için her gün mutlaka brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, havuç, mango gibi protein açısından zengin besinler tüketin.
KEPEKLİ SAÇLAR
Malzemeler: 4 su bardağı üzüm sirkesi, 2 litre ılık su
Hazırlanışı: Sirke ve suyu derin kapta karıştırın. Saçlarınızı saç tipine uygun şampuanla yıkayın. Son duruluma suyu olarak sirkeli suyu kullanın.
Not: Her yıkamadan sonra bu karışımı kullanabilirsiniz.
DÖKÜLEN SAÇLAR
Malzemeler: 5 yemek kaşığı badem yağı 5 yemek kaşığı biberiye yağı
Hazırlanışı: Malzemeleri iyice karıştırın. Saç derisine masaj yaparak uygulayın. 20 dakika bekleyin. Saçlarınızı ıslatmadan şampuanlayın. Ilık suyla durulayın.
PARLAK SAÇLAR İÇİN
Malzemeler: 1 yumurta sarısı 2 çorba kaşığı saf zeytinyağı
Hazırlanışı: Yumurta sarısı ve zeytinyağını iyice karıştırın. Saç dipleri ve uçlarına eşit oranda sürün. 10 dakika bekleyin. Saçlarınıza hiç su değdirmeden şampuanla yıkayın. Ilık suyla durulayın.
Başını öne eğdi. Gözlerinin dolduğunu görmemi istemiyordu. Kısık ve boğuk bir sesle:
Kahvaltımı duvardaki pahalı tablolara bakarak yapmak istemiyorum, dedi. Yanımda bakıcım değil, annem-babam olsun istiyorum.
Sustu. Zaten çok konuşmazdı. Zekiydi, ama bir o kadar da sessiz ve içine kapanık. Zayıf, ama arkadaşlarının alaylarına sabırla katlanacak kadar olgun. Anne-babası zengindi, daha o uyanmadan işe koşup gece geç vakit eve dönecek kadar çok çalışıyorlardı. Onlara sorarsanız, her şey tek çocukları içindi. O gözbebekleriydi.
Gündüz gözüyle görmedikleri bir gözbebek! Gözbebekleri sık sık ıslanan bir gözbebek!
Veli toplantısı. Annesi, yanında oğlunun özel öğretmeniyle birlikte en ön sırada. Çok dikkatli ve ilgili. Dinliyor, not alıyor. Toplantı sonrasında, bir köşede bu ilgili anneyle konuşuyorum. O, zekî bir çocuk, ama yeterince yoğunlaşamıyor, sanırım daha fazla sevgi ve şefkate ihtiyaç duyuyor, diyorum. Ders çalışmaması, sizi yeterince göremeyişinin bir sonucu. Kimbilir belki de bir çeşit intikam…
Genç ve bakımlı kadın geriliyor. Gardını alıyor. Kimbilir kaçıncı kez duyduğum sözler çıkıyor ağzından. Biz ne yapıyorsak, çocuğumuz için yapıyoruz. Özel okula gönderiyoruz, bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayarı var, interneti var, yurtdışında tatil yapıyor…
Bir de edasının söyledikleri. Kalksın, otursun şükretsin. Hangi çocuk bu kadar nimeti bulabiliyor bu zamanda. Bu bizim hayat tarzımız. Hiç kusura bakmayın, bu hayat tarzından taviz vermeyiz. Ağzından değil, ama halinden çıkıyor bu sözler.
Anlıyorum, diyorum, aslında anlamadığımı söyleyemiyorum. Siz en iyisi bir de psikolog rehber arkadaşla görüşün. Bakalım o ne diyor.
Bir de diyemediklerim var. Oğlunuzun doya doya ağlamaya ihtiyacı var, ama yüzünü sizin sinenize yaslayarak. Onun için ne yaptığınız onu hiç mi hiç ilgilendirmiyor. O onunla birlikte ne yaptığınıza bakıyor. Haklı da.
Ama, diyemiyorum. Babayı hiç soramıyorum. O nerede? Haftada kaç saat geçiriyor oğlu babasıyla? Hayalci bir soru. Babasını haftada kaç kez görebiliyor? Siz çok zenginsiniz. Ancak oğlunuz fakirliğin en kötüsünü yaşıyor: Duygusal fakirliği.
Seneler sonra, şimdi, söylemem gerektiği halde söyleyemeyeceğim bir şey daha geliyor aklıma: Hanımefendi, siz çocuğunuzu yetim ve öksüz bırakıyorsunuz, farkında değil misiniz?
Yetimin resmini çizebilseydim kalemimden hüzünlü bir çift göz dökülürdü kâğıda. O zenginlik içinde duygusal fakirliği, anne-babası olduğu halde duygusal yetimliği yaşayan o öğrencinin gözleri. Ağlayan değil, ağlayamayan gözler. Dolu, ağlamaya hazır, ama ağlayacağı bir sine bulamayan bir çift göz…
Baba, sadece ekmek parası için yaratılmış değil. O, çocuğuna hem maddeten, hem manen kol-kanat germek için var. Hayat boyu ona yol gösterecek hayat ilkelerini şefkatle öğretmek için var. Aynı odanın içinde soluk alırken bile çocuklarına güç ve dayanak noktası olmak için var.
Yetim, şefkatin ve himayenin simgesi babadan mahrum olduğu için yetim. Yetim bu kol-kanattan, bu öğretmenden, bu dayanak noktasından mahrum olduğu için yetim. Korunmasız, zayıf ve ezik. Herkesten fazla şefkate ve ilgiye lâyık. O yüzden, hem Kur’ân, hem Peygamberimiz (asm) yetimlere şefkatle muamele etmemizi emrediyor.
Sizce, o öğrencim de “mânen yetim” sayılmaz mı? Sizce de, kim bilir kaç çocuk babası hayatta olsa da mânen yetim değil mi? Kaç çocuk, babası hayatta olsa bile, ondan çok uzaklarda değil mi? “Söylersem, babam sana gösterir” celâllenmesine cesaret edemeyen, baba şefkati ve kuvvetini arkasında hissedemeyen kaç çocuk var?
Mânen yetimlerin sayısı belki de kat kat fazla. Şehirlerde kaç çocuk, kreş ve anaokulu köşelerinde sahte ilgi ve şefkatlerle avutuluyor dersiniz? Sabah o uyanmadan evden kaçan, gece o çoktan uyuduktan sonra eve dönen, işine gösterdiği özen ve ilginin onda birini çocuğuna göstermeyen kaç baba, çocuklarını mânen yetim bıraktığının farkında? Ne dersiniz? MURAT ÇİFTKAYA
Sporun, enerji ihtiyacını karşılamak için vücudun önce yağları kullanmasını sağladığı, bunun da iştahı azalttığı bildirildi.
Amerikalı bilim adamları, genleriyle oynayarak fareleri “şişmanlamaya programladı”. 16 hafta boyunca önce sınırsız beslenen ve hareketsiz bırakılan fareler daha sonra yağ ve kalori oranı düşük besinler verilerek rejime sokuldu.
Farelerin kilolarının yüzde 14′ünü kaybetmesi sağlandı. 16 haftanın sonunda ise farelerin istediği kadar beslenmesine izin verildi, ancak yarısına spor yaptırıldı”. Hareketli fareler hareketsiz olanlara göre aynı şekilde beslense bile daha az kilo aldı. Ayrıca hareketli farelerin sabah daha fazla yağ, akşam daha fazla karbonhidrat (şeker) yaktığı görüldü. Zaman geçtikçe de bu farelerin karnında daha az yağ biriktiği, beslenme oranının azaldığı belirlendi.
Araştırmacılar, hareketsiz farelerin önce karbonhidratı yakma ve yağlı besinleri yağ dokusuna gönderme eğilimi gösterdiğini, bunun da yağı depolamanın şekeri depolamaktan daha az enerji gerektirmesi nedeniyle kalori depolarının artmasına yol açtığını vurguladılar.
Öte yandan hareketsiz farelerde şekeri yakmanın açlık hissini ve iştahı artırdığını belirten bilim adamları, sporun önce yağların yakılmasını sağladığına dikkati çektiler.
Araştırma ayrıca, bugüne dek yağ hücrelerinin sayısının değişmez, hacminin ise kiloya göre değişebilir olduğunu savunan uzmanların bu düşüncesinin de yanlış olduğunu gösterdi, çünkü hareketsiz farelerin yağ dokularında yeni hücreler oluştu. Bilim adamları, hareketsiz farelerde hareketlilerin aksine oluşan yeni hücrelerin kilo alma sürecini hızlandırdığını ve karında yağ birikimine neden olduğunu belirttiler.
Rejimlerin, başarılı olsa da, genellikle geçici etkisinin olduğunu, rejimi izleyen haftalar ya da aylarda verilen kilonun tekrar alındığını hatırlatan bilim adamları, çözümün rejim sona erdiğinde her gün yapılan sporda saklı olduğunu vurguladılar.
Rejimden sonra besin alınmasının gerekli olduğuna ilişkin sinyaller gönderildiğini belirten araştırmacılardan Paul MacLean, birçok kişinin bu psikolojik sinyali duymazdan gelemediğini ve daha fazla yemeye başlayarak verdiği kiloları geri aldığını ifade etti.
Araştırma Amerikan Psikoloji Derneğinin dergisinde ve Fransız “Le Figaro” gazetesinininternet sitesinde yayımlandı.
internet haber
You can subscribe to Meryemce.Biz - Ev Hanımının Günlük Alıştırmaları by e-mail address to receive news and upates directly in your inbox. Simply enter your e-mail below and click Sign Up!
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Ağu | Eki » | |||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | ||||