Eylül 9th, 2009

Günün Menüsü (Ramazan 21 )

Posted on 09 Eyl 2009 at 11:55pm

RAMAZAN’IN 21. GÜNÜ

GÜNÜN MENÜSÜ

Erişteli mercimek çorbası,

Mantarlı biftek sarması,

3 renkli salata,

Ayva tatlısı

***

MANTARLI BİFTEK SARMASI

Malzemeler

1 kg. biftek

300 gr. mantar

3 domates

3 patates

1 kuru soğan

300 gr. tereyağ

1 tatlı kaşığı biber salçası

1 tatlı kaşığı domates salçası

Tuz, karabiber, pul biber, kekik

Hazırlanışı;

Rendelenmiş domates,salçalar ve baharatlar karıştırılır. Hazırlanan sos bifteklerin her tarafına sürülür.

Küçük doğranmış mantarlar tereyağında suyunu çekene kadar pişirilir.

Mantar bifteklerin içine konulur, düdüklü tencereye sıralanır. Soyulmuş soğan ortasına bütün olarak koyulur. Domatesli sosun kalanı bifteklerin üzerine gezdirilir ve pişirilir.

Patatesler soyulur, yuvarlak dilimlenir bir tavada az tereyağında hafif kızartılır. Bir fırın kabına sıralanır.

Sarılmış biftekler patateslerin üzerine çıkarılır, pişmiş bütün soğan ortaya yerleştirilir ve fırında beş dakika kızartılır.

Kilolarıyla başı dertte olan gençlere güvenli tavsiyeler

Posted on 09 Eyl 2009 at 4:51pm

Sağlıklı alışkanlıklar, gençlerin kilo vermesinde büyük rol oynuyor. Gelişim çağında olan gençlerin yedikleri besinleri azaltmak, kesmek tehlikeli sonuçlara neden olabilir.

Burada ailelere önemli bir görev düşüyor. Peki anne ve babalar bu konuda ne yapabilir? İşe bu sorunun cevabı: Gençlerin kilo vermelerine yardımcı olmak için Mayo Clinic’te yer alan pratik yolları anlatabilirsiniz.

Gençlik çağı obezitesi tehlikeli bir problemdir. Gençlerde kilo kaybı için sihirli bir diyet planı bulunmuyor. Fakat, yardım etmek için yapabileceğiniz birçok şey var. Öncelikle çocuğunuzu, ömür boyu sürecek sağlıklı alışkanlıklar kazanması için cesaretlendirin.

Eğer çocuğunuz aşırı kiloluysa, muhtemelen aşırı kiloları hakkında kaygı duyuyordur. Yüksek kan basıncı ve şeker hastalığı gibi ömür boyu süren sağlık risklerinin yanında aşırı kilolu olmanın verdiği sosyal ve duygusal sıkıntılar, gençler için yıkıcı olabiliyor.

Çocuğunuza, “Kilonu değiştiremiyorum. Ancak, doğru kararları vermende yardımcı olabilirim” diyerek işe başlayabilirsiniz.

Gerçekçi olmayan görüntülere itiraz edin: Kilo ve boy görüntüsü, özellikle genç kızlar için hassas konular olabilir. İş gençlerde kilo vermeye gelince, çocuğunuza ideal ve mükemmel bir vücut ağırlığı olmadığını hatırlatın. Bir kişi için ideal olan kilo, bir başkası için ideal olmayabilir.

Şişman ya da zayıf hakkında konuşmaktan çok, sağlıklı kiloda kalmak için çocuğunuzun davranışlarına odaklanın. Doktorunuz çocuğunuzun vücut kütle indeksi, yaşına uygun kilosu, boyu ve genel sağlığı için gerçekçi amaçlar oluşturmada yardımcı olabilir.

Kilo vermenin uzun bir süreç olduğunu belirtin: Çocuğunuzun kilo vermenin ömür boyu süren bir taahhüt olduğunu anlamasına yardımcı olun. Moda olan diyetler gelişmekte olan çocuğunuzun demir, kalsiyum ve diğer gerekli zorunlu besinlerini sömürebilir. Kilo verdiren haplar ve diğer hızlı, köklü olmayan çözümler, problemin kaynağına hitap etmiyor. Ve etkileri genellikle kısa süreli oluyor. Alışkanlıklarda kalıcı değişiklikler olmaksızın verilen kilolar yeniden geri alınıyor.

Hareketliliğe teşvik edin: Yetişkinler gibi, gençlerinde günde yaklaşık 1 saat egzersiz yapmaya ihtiyacı vardır. Ancak bu 1 saatlik egzersizin hepsinin aynı anda yapılması gerekmiyor. Daha kısa ve gün boyu tekrar eden aktivite zinciri de kalori yakabilir.

Okuldaki ya da gittiği gruplardaki takım sporları da aktif olmanın en iyi yoludur. Çocuğunuzu yürümeye, bisiklete binmeye ya da kaykay yapmaya teşvik edin. Okuldan sonra bir saat basket oynama, ip atlama ya da köpeği yürüyüşe çıkarma gibi kalori harcayabileceği aktiviteler yapmasını sağlayın. Hatta evi süpürm ve arabayı yıkamanın aerobik faydası vardır.

Kahvaltı yaptırın: Saatinizin alarmını daha erkene kurun ve çocuğunuza sabahları kahvaltı yaptırın. Besleyici bir kahvaltı çocuğunuzun metabolizmasını canlandıracak ve ona tüm gün enerji verecek. Hatta daha iyisi, çocuğunuzun günün geri kalan bölümünde fazla yemek yemesini engeller. Eğer çocuğunuz bol lifli tahılları ya da tam buğday ekmeğinden tostu istemezse, bir parça peynir ya da bir avuç dolusu fındık, birkaç parça meyve de aynı işi görür.

Sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayın: Okula giderken, çocuğunuz yanına bir paket patates cipsi koymak yerine üzüm, portakal, çilek ya da diğer taze meyveler; dilimlenmiş kırmızı, turuncu ya da sarı biberler; çery domates, küçük havuçlar, az yağlı yoğurt ya da puding, fiyonk biçimde üstü tuzlu krakerler, peynir dilimleri gibi sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayabilirsiniz.

Çocuğunuzun yediği yemeğin miktarını takip edin: Çocuğunuzu doyduğunda yemeyi kesmesini öğütleyin. Tabağındaki bir dilim pizza ve yarım pasta ile doyabilir. Yemeğini paylaşmasını sağlayibilir, daha küçük porsiyonlar sunabilir ya da tabağındakileri bitirmeden kalkmasına izin verebilirsiniz.

Sıvı kalorileri hesaplayın: Ortalama 330 gramlık maden sodası 100 kaloriden fazlası ile 19 çay kaşığı şeker içeriyor. Meyve suyu, kahve ve diğer içeceklerdeki kaloriler ve şeker, çok hızlı kalori almanızı sağlayabiliyor. Soda ya da diğer şekerli içecekler yerine su içmek, çocuğunuzun 100 kalori almasına engel olur.

Sağlıklı beslenmeyi aile olayı yapın: Sağlıklı beslenmeye sadece çocuğunuzu alıştırmayın, ailecek bunu uygulamaya çalışın. Sağlıklı yiyecekler tüketmek ve daha fazla spor yapmak herkes için yararlıdır. Tüm ailenin sebze, meyve, buğday ekmeği, kahverengi pirinç ya da yulaf gibi tam tahıllar yemesini sağlayın. Çocuklarınıza da böylece örnek oluşturabilirsiniz. Abur cubur almamaya çalışın. Sağlıklı yiyecekler bazen fazla pahalı olabilir, fakat sağlığınız için önemli bir yatırımdır. Ailenizin hoşuna gidebilecek değişik, yeni tarifler ya da daha sağlıklı alternatifler deneyin. Akşamları ailece yürüyüşe çıkın, haftasonları spor merkezine gidin.

Pozitif olun: Aşırı kilolu olmak, ister istemez kendine güveninizi azaltabilir, ancak bu durum dünyanın sonu değildir. Çocuğunuzun kaygılarını dinleyin. Çabaları, yetenekleri ve başarıları hakkında düşüncelerinizi söyleyin. Duygularını ifade etmesinin sağlıklı yollarını öğrenmesine yardım edin.

Eğer çocuğunuz kilolarıyla sağlıklı bir şekilde mücadele edemiyorsa, kilo-kontrol programlarını veya profesyonel danışma gibi yardımları da göz önünde bulundurun. Bu destek, sosyal baskıya karşılık vermek, daha pozitif bir yaklaşım sahibi olmak, kendine güvenmek ve kilosunu kontrol altında tutmak için gerekli araçları çocuğunuza verebilir.

ZAMAN

Çocuk yetiştirirken yapılan büyük hatalar

Posted on 09 Eyl 2009 at 4:48pm

Uzmanlar, çocuk yetiştirirken yapılan büyük hataları 10 madde halinde sıraldı.

Çocuk yetiştirirken yapılan bazı hatalar, dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir. İşte anne-babaların yaptığı 10 büyük hata…

1. Şımarık çocuklar

Ailelerin çocuklarını sevdikleri ve sahip olamadıkları her şeyi onun sahip olmasını istemeleri bilinen bir gerçektir. Her şeye rağmen bu biraz maliyetli olabilir. Bu tür iyi niyetlerin sonunda sahip olduklarından memnun olmayan çocuklar ortaya çıkar. Bunun sonucunda çocuklar her zaman memnuniyetsiz ve daha çok ister hale gelir. Çocuğunuzun aslında pahalı ıvır zıvırlara çok fazla ihtiyacı yoktur, onun ihtiyacı olan şey ailesiyle özel zaman geçirmektir. Onlara yaşamlarını daha iyi hale getirmek için ne yapabileceklerini ve sahip oldukları için nasıl mutlu olacaklarını öğretin.

2. Yetersiz disiplin

Çocuklarınızı disipline etmek için yetersiz ve tembel davranırsanız, arkadaşlarınıza, öğretmenlerine ve kendi arkadaşlarına kötü davranan küçük bir şeytana sahip olursunuz. Kanepeleri sıçrama tahtası gibi kullanmasına izin vermeniz yeterli olmayacaktır çünkü başka yerlere gittiğinizde de böyle davranmak isteyecektir. Çocuklarınıza misafirliğe gittiğinizde nasıl davranmaları gerektiğini anlatabilirsiniz. Yeterince disiplinli yetiştirilmemiş çocuklar komşu için kabus olabilir. Aynı şekilde sofrada hoş olmayan şekilde davranışlar ve sözler sarf edebilir. Eğer çocuğunuza gereken şeyleri öğretemezseniz kimse onu sevmeyecek ve sizde ondan hoşlanmayacaksınız.

3. Okuluna karışmak

Okul çocuğunuzun evden daha çok vakit harcadığı yerdir. Ayrıca, hayatını paylaştığı, sorumluluk aldığı bir yerdir. Orada neler olup bittiğine çok karışmadan nasıl bakacaksınız? Siz ya da eşiniz fark etmez: Okuldayken size ihtiyaç duyduğunda elbette orada olacaksınız. Çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu anda işinizi kesinlikle mazeret göstermeyin, mümkünse bir gün izin alın. Sonunda iyi vakit geçireceğinizi göreceksiniz. En azından onun hakkında öğretmeniyle mailleşebilirsiniz. Çocuğunuzun gelişimi hakkında bilgi edinmenin en iyi yolu öğretmeniyle iletişim kurmaktır ve öğretmeni herhangi bir durumda sizi uyarabilir. Çocuğunuzun öğretmeni onunla ilgili daha çok aktif rol alabilir.

4. Vasat övgü

Çocuğumuzu cesaretlendirmek ve özgüven kazanmasını isterken daha çok belli etmeniz ve samimi olmanız gerekiyor. Çocuğunuzun özgüven kazanması harikadır ancak hatalı yaptığı şeyleri de özgüven kazansın diye övmek yanlıştır. Ufak ya da büyük hatasını gördüğünüzde kırıcı olmadan düzeltin ve şimdikinden daha iyi yapmasını sağlayın.

5. Çocuğa yeterince sorumluluk vermemek

Çocuğunuza evdeki angarya işleri yaptırabilir, sorumluluk almasını sağlayabilirsiniz. Evin otel olmadığını anlamasını sağlayın. Ekstra bir iş yaparsa ona harçlık verebilirsiniz. Ailede önemli bir yeri olduğunu anlamasını sağlayabilirsiniz. Eğer herhangi bir sorumluluk vermezseniz okulunda ya da işinde başarılı olmasını nasıl bekleyebilirsiniz? Çocuğunuza yaşına uygun işler verin.

6. İyi bir eş olmama

Anne-babanın çocuğun gelişimindeki önemi özellikle de ergenlik döneminde tartışılmaz. Eğer eşinizle ilişkileriniz zayıfsa, çocuğunuzun yanında birbirinize kızıp küfrediyorsanız çocuğunuzun gelecekte bu şekilde davranacağını unutmamalısınız. Çocuklar sizi izlerken dinlemekten daha çok öğrenirler. Birbirinize sevgiyle davranırsanız, çocuğa aile olmanın değerini göstermiş olursunuz. Bu kötü ve korkunç bir dünyada yaşadıklarını düşündürmez, kendilerini güvende hissetmelerini sağlar.

7. Gerçekçi olmayan beklentiler

Çocuğunuzla iletişim kurarken onlardan beklentilerinizin gerçekçi olmasına özen gösterin. Eğer 2 yaşındaki çocuğunuzla hoş bir akşam yemeğine çıkmak istiyorsanız onun orada küçük prens gibi oturacağını düşünmeyin. Kilolu oğlunuzun iyi bir futbol yıldızı olmasını beklemeniz de gerçekçi olmayacaktır. Çocuklarınız için gerçekçi olmayan beklentiler yerine onları mutlu edecek beklentileriniz olmasına özen gösterin.

8. Çocuğunuzu kendinden korumayın

Çoğu aile bugünlerde çocuklarının her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya ve çocuklarını zor işlerden koruyarak onların bağımsız birey olması için çalışıyor. Çocuğunuz herşeyi altın tepside sunduğunuzda elde etmek için çabalamayı öğrenemez ve kolay incinir hale gelir. Onlara hayata karşı güçlü olmayı öğretin bu onları daha az sevdiğiniz anlamına gelmez, hatta daha çok sevdiğiniz anlamına gelir.

9. Diğer çocukların yaptığı yapması için zorlamayın

Çocuklarla vakit geçirmesini sağlayın. Aileler diğer çocukların yaptığını yapmasını beklememeli ya da onların dünyasına yetişkin gibi bakmamalı. Sizin hayaliniz olan ‘zengin bir adamla evlenmek’ kızınızın gelecekte böyle bir şey yapacağı anlamına gelmez. Kulağına çift delik açtırmanız sizin hayalinizdir, onların değil. Çocuğunuzun sizin hayallerinizi öğrenmesi harika, ancak kendi hayalleriyle beraber büyümelerine izin verin.

10. Söylediklerini dinlememek

Eğer komşunuzun yardıma ihtiyacı varsa çocuğunuzdan ona yardım etmesini isteyin, böylece sürekli onu takip etmek zorunda kalmazsınız. Eğer doğru sözcükleri kullanmazsanız, çocuğunuz sizinle hiçbir şeyi paylaşmayacaktır. Elinizde gerçek bir problemin olmasına neden olur. Siz ona güvenmediğiniz ve dinlemediğiniz için çocuğunuz size güvenmeyecektir. dünya bülteni

Evliliklere Neler Oluyor?

Posted on 09 Eyl 2009 at 4:44pm

Kanayan bir yara bu. Herkes üstünü örtse de alttan alta kan gidiyor. Korkarım, bu hengamede, bir çok yuva kan kaybından çökecek. Aile “son kale” idi, değil mi? Evet, sosyal anlamda aile, bir toplumu ayakta tutan son kaledir. Bir bina için sütun, bir doku için hücre, bir tarla için tohum ne ise, bir toplum için de aile odur. Ailenin birlik ve dirliği, tıpkı suyu oluşturan hidrojen ve oksijenin birliğine benzer. Eğer bu ikisini birleştikten sonra ayırmaya kalkarsanız; biri yanıcı, diğeri yakıcı iki gaz elde edersiniz. Bu durumda ortada sudan eser kalmaz. Aile, dünyanın her yerinde ve tarihin her döneminde, ahlaki ve dini değerlerle doğrudan irtibatlı bir kurumdur. Bu bakımdan da, bir boyutuyla kutsaldır ve kutsalla alakalıdır. Çünkü, aileyi oluşturan “nikah sözleşmesi” her çağda ve zamanda kutsal ya da kutsal bilinen değerler adına yapılır. Bu ağaç, tohumu sadakat, toprağı şahsiyet, suyu şefkat, güneşi muhabbet, bakıcısı fedakarlık ve ilgi olan bir ağaçtır. Biri eksik olursa, kurumaya yüz tutar. Dolayısıyla halkının kahir çoğunluğu Müslüman olan bu ülkede aile, İslâmî temeller üzerinde yükselir. Nitekim bu güne kadar İslam ahlak ve yaşam tarzına karşı yapılan iç ve dış saldırılara karşı en sağlam sığınak ve korunak aile olagelmiştir. Bu, o kadar böyledir ki; islami hayat tarzına karşı düşmanca tavırlar sergileyen zümre ve kurumlar dahi, harcı İslam’la karılan aile kurumunun, 150 yıldan beri “beka” krizine giren bu ülkenin varoluş mücadelesinde oynadığı rolün önemini itiraf etmek zorunda kalmışlardır. Fakat, işte o son kaleye de nazar değdi… Dost-düşman herkesin imrendiği aile kurumu, imdat sirenleri çalıyor. Son yıllarda yıkılan ailesini kurtarmak için çırpınan, “Ne olur yardımcı olun!” diyen kişilerin sayısı o kadar arttı ki, inanamazsınız. Elbette bunda birinci faktör, öteden beri uygulanan ve “mahut süreçte” ivme kazanan İslami hayat tarzına ve onun harcıyla karılan geleneksel kültüre karşı açılan savaştır. Hep söyledik ve ısrarla da söyleyeceğiz: İslam’a karşı savaş açan şunu iyi bilsin ki, bu ülkede yaşayan kalabalıkları “millet” eden değerlere karşı savaş açmıştır. Dolayısıyla, bu savaş sırasında açılan her gedik, sadece İslam’ın surunda açılmış bir gedik değil, aynı zamanda Türkiye gemisinin tabanında açılmış bir deliktir. Bu hakikati bir kez daha dile getirdikten sonra, konumuza dönerek soralım: Aile kurumunun son yıllarda uğradığı zafiyetin tüm vebalini “ötekine” atarak kurtulmak doğru ve adil bir yaklaşım mıdır? Elbette değil… Bu konuda, İslam’ı kendileri için hayat tarzı olarak benimsemiş olan insanların vebali iki kat artmaktadır. Çünkü “model aile” oluşturma misyonu, inançlarının onlara yüklediği bir yükümlülüktür. Onlar bu yükümlülüklerini yerine getirmekten, ne yazık ki aciz görünüyorlar. Üç-beş yaş psikolojisiyle parayı yeni keşfedip onu her şey sanan Müslüman erkeklerin ikinci eş edinme furyasının açtığı yaralar henüz kapanmamışken, şimdi ondan daha vahim bir durum olan çok çocuklu ailelerin çözülüşleriyle yüz yüzeyiz. “Ekonomik krizi” geçiyorum. Ancak hemen belirtmeliyim ki; klasik Anadolu ailesinde ekonomik sıkıntı geçmişin hiçbir döneminde bu boyutta boşanma sebebi sayılmamıştır. O halde, ekonomik gerekçeli geçimsizlik ve boşanma vakalarının altında yatan gerçek neden “ahlaki çözülmedir” ve krizin doğru adı olan “adam krizi” aileyi de etkilemektedir. Benim asıl üzerinde durmak istediğim nokta, ailenin çekirdeğini oluşturan eşlerin kimlik ve kişilik sorunlarıdır. Çünkü bu sorunlar aileye, bir “değer kırıcı” olarak yansıyor ve ailenin huzur kalitesini düşürüyor. İşin özeti, “aile sorunu” gibi gözüken bir çok sorunun, temelde “insan sorunu”, bir başka ifadesiyle “şahsiyet sorunu” olduğu inkar edilemez bir biçimde ortaya çıkıyor. Bu durumda çekirdek aileyi oluşturan eşlerin birbirlerini suçlamaları da bir şey ifade etmiyor; çünkü bu suçlamalar “şahsiyeti” görmezden gelici, daha çok “cinsiyet” merkezli “erkekçi” ya da “kadıncı” suçlamalar oluyor. Oysa ki, eğer bir evlilikte “insani ilişkide” sorun varsa, gerisini saymaya gerek yoktur. Çünkü bu, aile ağacının kökünü oluşturur. Kökü kurumuş bir ağacın dallarını ıslah etmeye çalışmak, abesle iştigaldir. Hele kurumuş dalların cins meyve (=çocuk) yetiştirme iddiaları tamamen gülünç olacaktır. Alınacak en acil önlem, tümden kurumadan bu ağacın kökünü, ihtiyaç duyduğu su, toprak, gübre gibi unsurlarla beslemektir. O zaman “insanlık” ortak gövdesi üzerinde yükselen dallar, birbirini bütünleyen eşler olmanın bilinciyle, cins meyvelere durabilirler. Örnek ve mutlu ailelerin oluşturduğu evler cennetin dünyadaki şubesi gibi gelir bana. Tersi ise cehennemin dünyadaki şubesi gibi… Sahici toplumsal dönüşüm ve değişim hamleleri sokaktan değil “evlerden” başlar; cennetin dünyadaki şubeleri olan evlerden… Aile mutlaka korunmalı… MUSTAFA İSLAMOĞLU

Dantel Bebek Albümü

Posted on 09 Eyl 2009 at 4:25pm

Kaynak

Permalink  |  Tagged with: