Ağustos 24th, 2009

Günün Menüsü (Ramazan 4)

Posted on 24 Ağu 2009 at 1:19am

RAMAZAN’IN 4. GÜNÜ

Kremalı domates çorbası,

Arpacık soğanlı külbastı

Kuskus,

İncir tatlısı

ARPACIK SOĞANLI KÜLBASTI Malzemeler: 500 gr külbastılık et, 4 yk. zeytinyağı, 15 arpacık soğan soyulmuş, 2 orta boy domates, 2 sivribiber, tuz, kekik, karabiber, pul biber.

Yapılışı:

Etleri; tuz, kekik, karabiber ve pul biberle harmanlayın. 2 yk. yağı tavada kızdırın. Harmanladığınız etleri tavada arada çevirerek pişirin. Pişen etleri bir kaba alın. Tavaya, kalan 2 kaşık yağı ekleyin. Arpacık soğanları tavada hafifçe pembeleştirin. Biberleri ekleyip 5 dakika daha karıştırın. Domatesleri ilave edip bir süre daha pişirin. Pişince etleri tavaya ekleyip kapağı kapalı halde birkaç dakika bekletin. Tabağa alıp pilavla servis yapın.

‘Hayırlı Evlat’ İçin 5 Önemli Eğitim şart

Posted on 24 Ağu 2009 at 1:16am

“Hayırlı evlat” yetiştirmek, her anne-babanın arzusudur. Fakat çocuğun “hayırlı” mı “hayırsız” mı olduğunu çok geç fark ederiz. Fark ettiğimizde ise büyük oranda iş işten geçmiştir.

 Bu nedenle çocuk eğitiminde erken davranmak önemlidir. Zira çocuğun eğitiminde okul öncesi dönem çok önemlidir ve tüm kaynaklar, bu dönemde edinilen davranışların insanın hayat çizgisini belirlediğini belirtirler.

Dolayısıyla çocuğun eğitimine bu dönemde başlanmalıdır. Bu eğitim sürecine başlarken ilk elde sorulması gereken soru: Hayırlı evladın nitelikleri nelerdir ve hangi kaynaklardan beslenerek bu nitelikler kazandırılabilir?Yüce Allah, Lokman Sûresi’nde (13-19) Lokman’ın (as) dilinden çocuğun eğitiminde nelerin öncelenmesi gerektiğini bakın nasıl sıralıyor: Kulluk bilinci; ebeveyne hürmet; vicdan muhasebesi; toplumsal duyarlılık; alçakgönüllülük.

1. Kulluk bilinci verilmeli

Yüce Allah (cc) çocuğun öncelikle tanımasını ve kendisine şükretmesini emreder. Çocuğun bir davranış olarak da özellikle namazla Yaradan’ına şükrünü eda etmesi gerektiği bu ayetlerde zikredilir. Çünkü namaz, en bariz kulluk göstergesi olarak kabul edilir. Kulluk bilinci, insanın ayırıcı vasfıdır. Çocuğa bundan sonra kazandırılacak her davranışın da zemini olarak değerlendirilmelidir.

2. Ebeveyne hürmet önemli

Çocuğun edinmesi gereken ikinci terbiye, ebeveyne özellikle de kendisi için büyük meşakkatlere göğüs geren anneye karşı hürmet ve şükran borcudur. Ebeveyne hürmet duygusu aşılandığında çocuk kendini aynı zamanda topluma karşı sorumlu hissedecektir. Bu sorumluluk hissi neslin sıhhatini sağladığı gibi geleneksel değerlerin aktarılmasını da mümkün kılar. Bu da toplumun safiyetinin korunması anlamına gelir. Veysel Karanî’yi dilden dile taşıyan kültür, abesle iştigal etmemektedir.

3. Toplumsal sorumluluk bilincine sahip olmalı

Çocuğun edinmesi gereken diğer bir davranış ise “toplumsal sorumluluk” bilincidir. Davranışlarından yalnız kendisi sorumlu olan birey, insan olması hasebiyle, zamanla kantarın topuzunu kaçıracaktır. En etkili kanunlar yürürlükte olsa bile kendine ve topluma karşı sorumluluk duygusu kazanmadığı için, birey istese de davranışlarını kontrol edemeyecektir. Buna karşılık, her bir ferdin yek diğerini hayra ve sabra davet ettiği, iyi işlerinde takdir edip, kötü davranışlarında uyardığı bir toplum, menzil-i maksuda en az hasarla ve süratli bir şekilde ulaşabilir. Diğer taraftan, şairin “kim var denildiğinde sağına ve soluna bakmadan ben varım diyebilecek bir gençlik” mısraı kulaklarımızdadır. Tabii ki bu sorumluluğun yükü de ağırdır. Bunun için hem çok çalışmalı -ki sebat ister- hem de başa gelenlere sabretmelidir.

4. Alçakgönüllü olmalı

Son emir ise çağı bir güneş gibi aydınlatır: Böbürlenerek yürüme. Özgüveni tam olarak yetişiyor çocuklarımız. Þüphesiz, böyle olması da gerekir. Ne var ki bu güven, onu yol arkadaşlarından ayırmamalıdır. İnsanların farklı meziyetlere sahip olduğunu bilerek, herkesin kendince değerli olduğunu bilmelidir. Hem elimizdekilerin kaçını, kendi başarımızla elde ettik ve kaçını istediğimiz kadar elimizde tutabiliriz ki? Kaldı ki bu çocuk, sahip olduğu sıradan bir nimet için bile şükretmeyi/teşekkür etmeyi ve en büyük zenginlikler içinde arkadaşlarından biriymiş gibi davranmayı bilmelidir.

5. Her çocuk, vicdan sahibi olarak yetişmeli

Çocuk, vicdanı ile baş başa kaldığında kendini dizginlemeyi bilmelidir. Toplumsal yaralarımızın temelinde bu noktadaki hassasiyet eksikliğinin yattığı, aklı başında herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Hardal tanesi kadar bile olsa “bunu bilen bir Yaradan” inancı ile yetişen çocuk, şeffaf bir toplumu kendiliğinden oluşturacaktır. Hatta, şeffaflığın derinleştiği bir ahlakî tutum edinmiş olacaktır. Yunus Emre bu vasfıyla asırlardır aramızda yaşar. Dr. İ. Hakan Karataş

Eşinizi ‘eve bağlamanın’ 15 yolu

Posted on 24 Ağu 2009 at 1:10am

 

1) Kadının erkeğe karşı en etkili hali tatlı dilidir, güler yüzüdür, tebessümüdür, gönül almasını bilmesidir, sıkıntısını paylaşmasıdır, eşi yüzüne bakınca içinin açılması, bir anda bütün yorgunluklarını atmasıdır.

2) Erkeği kadına bağlayan en güçlü sır, kadının müşfik halidir, annelik özelliği olan şefkatidir. Bu gücü iyi kullanın. Eşinizi sizinle vakit geçirmekten zevk alır hale getirin. “Seninle birlikte olunca kendimi dünyanın en mutlu insanı olarak hissediyorum” gibi sözleri yeri geldikçe dile getirin.

3) İmkânlarınız ölçüsünde sofrada çeşitleri arttırın. Erkeği eve bağlayan önemli vesilelerden biri de sevdiği yemeklerin sofrada olmasıdır. Yemek sonrası çay, kahve, kuru yemiş gibi şeyleri eksik etmeyin ki, karnı doyar doymaz gözü ayakkabısında olmasın.

4) Kitap okuma alışkanlığı edinmeye çalışın. Birkaç hikayeyi okuyun, aklınızda tutun, eve gelince çay içme esnasında anlatmaya çalışın. Hatta hikayenin başından biraz anlatın, gerisini kitaptan takip edin. Fakat bunu yaparken, eşinize ders verir vaziyete girmeyin. Hele dini konularda bir hoca gibi konuşmayı denemeyin. Yoksa hemen eşinizden “Başıma hoca kesildin” sözünü işitebilirsiniz.

5) Bazı radyo ve TV programlarının yayın akışını gözden geçirin. Seçtiğiniz programları birlikte dinlemeye, izlemeye çalışın. Arada sorular sorarak onun yorum yapmasını temin edin. Eşinizi programın içine çekin.

6) Zaman zaman evdeki eşyaları birlikte yer değiştirin. Oturduğunuz odaya, salona ve hatta yatak odanıza arada bir farklı ve değişik dizayn verin. Evde meşgul edin.

7) Evde yalnız kalınca canınızın sıkıldığını, daraldığınızı, huzursuz olduğunuzu, korktuğunuzu dile getirin. Birlikte olunca güven içinde mutlu ve huzurlu olduğunuzu söyleyin.

Arada bir komşu, akraba, eş dost ziyaretine gidin, onları davet edin, yakınlarınızla bir arada bulunmaya zaman ayırın. Özellikle eşinizin anne babası, kardeşleri gibi yakınlarına kapılarını açık tutun. Onları davet etmeyi teklif edin.

9) Bazı akşamlar gezmeye, alışverişe, dışarıda vakit geçirmeye, yemek yemeye çıkın, kısa metrajlı yürüyüşlerle birlikte olmaya çalışın.

10) Kendinizden, kendi sorunlarınızdan bahsetmeyin. Bir süreliğine eşinizin mutluluğuna kilitlenin. O mutlu olursa siz haliyle mutlu ve huzurlu olursunuz.

11) Şikâyetlerden uzak durun. Şikâyetçi bir görünüm sergilemeyin. Evdeki eksikleri, noksanlıkları, alınacakları, değiştirilmesi gereken eşyaları şimdilik gündeme getirmeyin. Özellikle erkekler masraf çıkarılmasından pek hoşlanmazlar.

12)  Çocuklarınız varsa, çocukların eğitimi, yetiştirilmesi, sorunların çözümü, hayata hazırlanmaları gibi babaya düşen görevleri hatırlatarak sorumluluklar verin.

13) O gün akşama kadar nasıl vakit geçirdiğini, kimlerin gelip gittiğini sorun öğrenin. Türkiye’de ve dünyada dikkatinizi çeken bazı olayları gündeme getirin, konuşun.

14) Çevrenizdeki bazı arkadaşlarınızdan bilgi alın, deneyimlerinden istifade edin. Bu arada imkanınız ölçüsünde profesyonel yardım alın. Son zamanlarda yayınlanan aile içi eğitimle ilgili kitaplara ulaşın.

15) Önümüzde Ramazan ayı var. Başta oruç olmak üzere, birlikte ibadet etme, manevi ihtiyaçları giderme gibi kalbi ihtiyaçlarınızı karşılamaya çalışın. Yeter ki, bu konuda kafa yorun, yeni stratejiler üretin.

Gün geçtikçe kendi aile yapınız içinde daha farklı, daha çekici, eve bağlayıcı meşguliyetler bulabilirsiniz. Bütün mesele, eşinizin gecesini doldurmak, onu eve bağlamaya çalışmak, dışarı bağımlılığını azaltmak, hatta bitirmek olmalı…   Mehmet Paksu

Üzümün Faydaları

Posted on 24 Ağu 2009 at 12:56am

Üzümün Faydaları   Üzüm meyvesi, pek çok sahada kendisinden yararlanılan bir bitkidir. Kütüklerde ve asmalarda yetiştirilir. Üzümden faydalanılarak genellikle 3 şey yapılır: Kuru üzüm, pekmez ve sirke. Üzümün en güzel kısmı, çekirdeğidir. Doktorlar bundan zayıf mideler için çok büyük faydaları olan bir takım terkipler yaparlar. Üzümde şeker, asit, kalsiyum, demir, iyot, magnezyum, fosfor, potasyum gibi mineraller ve A, B, C vitaminleri vardır. Üzümün kabuğunda kremortartar, asitik tanen, selüloz ve az miktarda protein ile mineraller vardır. Üzüm bir beyin gıdasıdır; beyin ve sinir metabolizmasını destekler. Gergin sinirler için birebirdir. Öğleden sonra yiyeceğiniz bir miktar üzüm, vücudunuzu hattâ zihninizi bile günün geriye kalan kısmında zindeleştirir. Üzümün içinde bulunan demir, kansızlığa karşı da bir ilaç gibidir. Zehirli ve zararlı bir madde olan “üre”nin de vücutta birikmesine engel olarak onu vücuttan atar. Üzümle tedavî bu bakımdan önem kazanmıştır. İlâç olarak kullanılan üzüm cinsleri açısından “çavuş üzümü” ayrı bir değer ve özellik taşır. “Üzüm kürü” diye bilinen bu tedâvî; iyileşme dönemindeki hastalar, zayıflar ve kansızlık çekenler için çok yararlıdır. (Günde 250 gram yiyerek başlayın, küre ve bu miktarı yavaş yavaş artırarak günde 2 – 2,5 kiloya kadar çıkarın. Yiyeceğiniz üzümü günün belli saatlerine dağıtın. Buna 2 ilâ 4 hafta devam edebilirsiniz. Kür yapıyorsanız mümkün olduğunca taze, yeni kopmuş ve iyice olmuş üzümleri tercih edin.) Üzüm, şişmanlarla şeker hastalarının uzak durması gereken bir meyve iken bebek bekleyen anne adayları için harika bir meyvedir. Yüksek besin değeri ve kolay sindirilmesi yönünden “nebatî süt” diye nitelendirilir. Bileşimi bakımından anne sütüne yakındır. Sadece yağı eksiktir. Üzüm, meyvelerle birlikte meyve, azıklarla birlikte azık, katıklarla birlikte katık, ilâçlarla birlikte ilâç, içeceklerle birlikte içecektir. Yapısı sıcak ve yaştır. En iyisi taneleri büyük ve sulu olandır. Tatları eşit olduğu zaman, beyazı siyahından daha üstündür. Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de kullarına dünya ve âhirette verdiği nimetlerden söz ederken üzümü de zikretmiştir. “Ve O’dur ki, gökten su indirmiştir. Sonra o su ile her bir şeyin nebâtını (bitkisini) çıkardık, sonra ondan da yeşil fidanlar çıkarıverdik. Fidanlardan birbiri üzerine binmiş başaklar çıkarıyoruz. Ve hurma ağacından, onun tomurcuğundan da yakın salkımlar çıkardık. Ve üzüm bahçeleri ve birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve nar çıkardık. Bakınız, her birinin meyve verdiği vakit meyvesine ve kemâle erişine. Şüphe yok ki, bunda imân eden bir kavim için birçok âyetler vardır.” (En’âm Sûresi, 99)

Ruşan Kavallı

Permalink  |  Tagged with:

İltihaplı Sivilceler İçin Cilt Maskesi

Posted on 24 Ağu 2009 at 12:45am

İLTİHAPLI SİVİLCELER İÇİN CİLT MASKESİ

   Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bazı bayanların sırtlarında,yüzlerinde ,ciltlerinde ve karın bölgelerinde oluşan iltihaplı sivilce ve akneler için soğan suyunun mükemmel bir çözüm olduğunu açıkladı.

İltihaplı sivilce ve akneler için soğan suyu kürü:

İltihaplı sivilce ve akneler için kuru soğan suyunu günde 2 kez iltihaplı sivilce ve aknelerin üzerine kulak temizleme çubuğunun ucundaki pamuk yardımıyla sürün.

İltihaplı sivilce ve akneler için kür:

Bir miktar marul yaprağını iyice yıkayıp mikserde sıkıp özsuyu ile birlikte sabah ve akşam sivilceli bölgeye sürün. Sivilceler geçene kadar işleme devam edilir.

İltihaplı sivilce ve akneler için kür:

Bir litre suyun içine bir avuç taze ceviz yaprağı eklenip, kaynatılır. Süzüldükten sonra günde iki kez pamuk yardımıyla sivilceli bölgeye sürülür.