RAMAZAN’IN 3 GÜNÜ
GÜNÜN MENÜSÜ
İrmik çorbası,
Haşlama
Paçanga böreği,
Zeytinyağlı havuç,
Şekerpare
Malzemeler:
6 su bardağı tavuk suyu 1 çay bardağı irmik 2 adet yumurta sarısı 2 çorba kasığı margarin Yarım limon, tuz
HAZIRLANIŞI :
Tavuk suyunu tencereye alıp, kaynatın. İrmiği ıslatın. Süzüp, tuzla beraber kaynayan suya ilave edin. 2 adet yumurta sarısını yarım limonla çırpın. Pişirdiğiniz çorbadan 3 çorba kasığı alıp, yumurta ve limon suyu karışımına ekleyin. Tekrar çorbaya katın. 5 dakika sonra tencereyi ocaktan alın. 2 çorba kasığı margarini tavada eritin. Yarım çorba kasığı salçayı yağda ezip, çorbanın üzerinde gezdirin. ET HAŞLAMA
Malzemeler:
2kg kemikli et (gerdan/kol veya but olabilir) 2 baş kuru soğan 1,5 tatlı kaşığı tuz 1,5 litre soğuk su
Hazırlanması:
eti kasabınıza parçalatıp haşlamalık olarak hazırlatın. etleri soğuk suyla yıkayıp sularını süzdürün, derin bir tencereye alın. (vaktiniz varsa normal yoksa düdüklü tencereye koyun.) 2 baş kuru soğanı soyup bütün olarak etlerin yanına koyun. 1,5 litre soğuk suyu ilave edin. (su etlerle yüze yüz olacak.) tencereyi kapağı aralık olarak yüksek ateşe oturtun. kaynamaya başladıktan sonra altını kısın. (kısık ateşte et suyunun rengi koyulaşıyor, yüksek ateşte et hemen kaynamaya başlayınca etin suyu daha berrak oluyor.) tencerenin üzerinde oluşan köpükleri kevgirle alın. eğer düdüklü tencere ise et pişirme ayarına getirip 15-20 dakika kadar pişirin. normal tencere ise altını kısıp kapağı hafif aralık bırakın. taşmaması için arada kontrol ederek yaklaşık 1 saat pişirin. piştikten sonra tuzunu ilave edip pilav eşliğinde sıcak servis yapın. et suyuna 1-2 damla limon suyu damlatılırsa daha lezzetli olur.
RAMAZAN’IN 2. GÜNÜ
GÜNÜN MENÜSÜ
Yayla Çorbası
İstim Kebabı
Ciğerli Pilav
Gökkuşağı Tatlısı
***
İstim Kebabı
Malzemeler: - 600 gr kuzu kuşbaşı - 1 tatlı kaşığı tuz - 1/2 çorba kaşığı karabiber - 1/2 adet limon - 200 gr arpacık soğan - 200 gr patlıcan - 50 gr dolmalık biber - 1/2 bardak zeytinyağı - 200 gr domates - 30 gr margarin - 1 bardak su - 1 tatlı kaşığı tuz - 1/2 tatlı kaşığı karabiber
Hazırlanışı:
Limonun kabuğunu ve iç tarafında ki beyaz etli kısmını atın. Limonun kalan kısmını ince ince dilimleyin. Arpacık soğanlarını ayıklayıp, bütün olarak bırakın. Patlıcanları alacalı soyup, uzunlamasına dörde bölüp, çekirdekli kısımlarını alın ve iri parçalar halinde doğrayın. Dolmalık biberin sap ve çekirdekli kısmını çıkartıp, iri parçalar halinde doğrayın. Domateslerin kabuklarını soyup çekirdeklerini temizledikten sonra, iri zar şeklinde doğrayın. Maydanozu yıkayıp, kuruladıktan sonra, ince ince kıyın. Etlerin üzerine tuz ve biberi serpip karıştırın. Bir tencerenin dibine, tuzlanıp biberlenmiş kuzu etlerini koyun. Tencereyi bir kenara alın. Zeytinyağını bir tavada kızdırın. Sırasıyla arpacık soğanı, patlıcanı ve dolmalık biberi altlı üstlü pişirin. Sebzeleri havlu kağıt serili bir tabağa alıp yağlarını süzün. Tenceredeki etlerin üzerine sırasıyla limon dilimlerini, arpacık soğanı, domatesleri, patlıcan ve dolmalık biberleri dizin. Yağı küçük bir kapta orta ateşte eritin ve ateşten alıp, tenceredeki et ve sebzelerin üzerine dökün. Suyunu ilave edip, tencerenin kapağını kapatın. Etrafını, su ve unla hazırlayacağınız koyu bir bulamaçla kapatın. Ağır ateşte etler yumuşayana kadar yaklaşık 45-60 dakika pişirin ve sıcak olarak servis yapın.
Ciğerli pilav
Malzemeler:
1 su bardağı pirinç 2 yemek kaşığı tereyağı 1 yemek kaşığı dolmalık fıstık 1 yemek kaşığı kuş üzümü 1 kavanoz garnitür konservesi 1 kâse önceden pişirilmiş ciğer 1,5 su bardağı kaynar su, tuz
Hazırlanması: Pirinçleri 20 dakika tuzlu kaynar suda bekletin. Tereyağını pilav tavasında eritin. Fıstıkları yağda pembeleşene kadar kavurun. Pirinçlerin suyunu süzüp ekleyin. Pirinçler metalik bir ses çıkarana kadar kavurun. Ardından suyu ve tuzu ilave edin. Pirinçler suyu bir miktar çekince kalan malzemeyi ekleyin. Ocağın altını kısın, tencerenizle kapak arasına kâğıt havlu kapatıp demlenmeye bırakın.
GÖKKUŞAĞI TATLISI:
Malzemeler:
3 yumurta 1 çay bardağı şeker 3 çay bardağı yoğurt 1 çay bardağı sıvıyağ 3 çay bardağı irmik 3 çay bardağı un 2 paket kabartma tozu şerbeti:
3,5 su bardağı su 3,5 su bardağı toz şeker bir dilim limon
Hazırlanması:
Şerbeti için su, limon ve şekeri kaynatıp soğutun. Yumurta ve şekeri kar haline gelene kadar çırpın. Ardından sırayla diğer malzemeleri ekleyip yağlanmış cam fırın kabınıza yayın. Önceden ısınmış 200C fırında pişirin. Pişince fırından alıp ters çevirerek başka bir tepsiye çıkartın. Üzerine soğuk şerbeti 2 defada gezdirin. Bir bardak (kenarı keskin olmalı) ile daireler çıkarın. Kalan hamurları 2 yemek kaşığı (veya arzunuza göre daha çok) kakao ve hindistancevizi ile karıştırın. Kestiğiniz dairelerden daha küçük olacak şekilde parçalar alıp elinizle yavaşça köfte şekli vererek tatlılarınızın üzerine yerleştirin. Üzerlerini krem şanti/kaymak, meyve şekeri/kiraz şekerlemesi, antep fıstığı ve inci dekorları ile süsleyerek servis yapın.
Peygamberler, hidayet yolunda insanlara karşı öncülük vazifesini yerine getirirken ilk etapta en yakınlarından işe başlamışlar. Onla-rın İslami bir şahsiyete sahip olmaları için azami bir gayret sarf etmişlerdir.
Kur’an-ı Kerim’de geçen kıssalara göz attığımızda hemen hemen her Peygamberin, öncelikle ailesi ve yakın akrabalarının hidayet nuruna erişmeleri için daha bir iştiyak içinde olduklarını görürüz.
Hz. İbrahim aleyhisselam, duasında oğlu Hz. İsmail aleyhisselam’ı kastederek: “Rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan kıl!” demiş, son-ra da tüm neslini niyazına katmıştır: “… neslimizden sana teslim olan bir ümmet çıkar!…” (Bakara: 128)
Hz. Nuh, tandır kaynayıp dağlar büyüklüğünde dalgalara ramak kal-mışken gemiye binmemekte direnen oğlunun helak olmaması için çırpın-mıştır: “…Ey oğulcuğum! Bizimle beraber sen de bin, kâfirlerle bera-ber olma!” (Hud: 42)
İslami bir toplum inşa edilirken ilk adres herkesin kendi evidir, kendi ailesidir. Tevhid mücadelesinde zaman zaman Firavun’a karşı zorluklar yaşayan Hz. Musa (as) ve Hz. Harun(as)’a, Cenab-ı ALLAH kurtuluş adresini göstermiştir: “…kavminiz için Mısır’da evler ha-zırlayın, evlerinizi namazgâh yapın ve namazı hakkıyla eda edin!..” (Yunus: 87)
Hz. Resulullah aleyhissalatu vesselam, aile, çocuk, ebeveyn ve ev-lat ilişkilerine özel bir önem vermiştir. Yeni doğan çocukların ku-lağına ezan okunmasını, güzel bir isim verilmesini, şefkat ve sevgi ile büyütülmesini, belli bir yaşa geldiğinde başta namaz olmak üzere İslami hassasiyetlere alıştırılmasını, eşler arasında sevgi eksenli bir aile hayatı kurulmasını tavsiye etmiş; salih eş, salih evlat vurgusunu ön planda tutmuştur.
İslami bir toplumun inşasında ilk adres evler olduğuna göre bazı sorularla kendimizi muhasebeye çekelim!
Günümüzde sokaklar, caddeler, okul çevresi ve sair mekânlar güven veriyor mu?
Anne ve babalar, “acaba!” endişesinden uzak bir şekilde gönül ra-hatlığıyla çocuklarını dışarıya gönderebiliyor mu?
Babanın yüreği dış çevreden emin mi?
Veya tersinden sorarsak:
Toplumun temel taşı olan ailede iç huzur var mı?
Anne ve babalar; “Çocuklarımızı İslami terbiye ile büyüttük. Bu konuda herhangi bir endişemiz yok!” diyebiliyorlar mı?..
Aslında zihinlerde bir endişe hâkim. Evler, toplumdan tedirgin… Toplumda derin bir çöküşün yaşandığı ve bu çöküşün evleri de içine çektiği kanaati yaygın.
Bu çöküşe karşı Mü’min evler hazırlanmalı. Peki, bu nasıl olacak? Doğrusu cevap kolay! Reçetesi belli: Evleri namazgâh edinmek. Ya da her eve bir kıble hassasiyeti kazandırmak. Elleri kaldırıp dünyayı arkaya alarak “ALLAHu Ekber” tekbiriyle Rabbin huzurunda el bağlamak ve secde secde boyun eğmek… Toplumsal çürümüşlüğün tiryakı ve kurtu-luş anahtarı bu namaz eyleminde yatıyor.
Mü’minin hayatı bir bütündür ve hayatının her alanında ALLAH (cc)’a kulluk bilinci hâkimdir. Oturduğu ev de Mü’minin hayatının bir parçasıdır. Mü’min orada da İslam’ın hayat düsturlarını pratiğe geçirmekle sorumludur. Dolayısıyla şeytanın saldırılarına karşı aile fertleri üzerinde koruyucu kalkanlar oluşturmalı, kalbin meyvesi ve göz aydınlığı olan çocuklar için dua ile birlikte fiili gayretlere başvurmalıdır.
Bunun için de: ALLAH (cc)’a kulluk ahdinin yenilendiği namazlı bir ev ortamı, İsraftan uzak, gösterişsiz sade bir ev düzeni, Şefkat, sevgi ve merhametin hâkim olduğu bir ev ortamı, Çocukların İslami bir kişilik kazandığı, belli bir yaşta namaz hassasiyetine eriştiği bir ev düzeni, Kalbin tâ derinliklerinden çıkıp zikirlerin arşa yükseldiği bir ev ortamı, Akrabalık haklarının gözetildiği, sıla-i rahmin önemsendiği bir ev düzeni, Aile fertlerini korumak adına günah oklarına karşı siperlerin ha-zırlanmış olduğu bir ev ortamı, Ve dua ikliminin manevi atmosferini teneffüs eden Mü’min bir ev düzeni kurulmalı. Mekke devrinde İslam’ın da bir evi vardı: Dar’ül Erkam.
Şirk ve zulmün amansız kuşatmasına rağmen Hz. Resulullah aleyhissalatu vesselam bu evde eğitim ve terbiye ile büyük İslam toplumunun temellerini atmış ve İslam’ın geleceği için ilk İslam neslini yetiştirmiştir.
Her Mü’minin evi kendine has bir İslam kişiliğini yansıtır. Çocuk-ların dünyası orada şekillenmeye başlar. Eşler orada İslam’ın sevgi atmosferini solur. Bu açıdan evlerin İslami bir hüviyet kazanması için aile fertlerinin ruhlarını zehirleyen ortamdan sakınıp, ruhla-rını besleyen bir ortam hazırlamak gerek.
Öyle ki, Mü’min evlerde: Babanın yaptığı İslami çalışmalara destek olacak evlatlar, Evladın yaptığı İslami hizmetlere yardımcı olacak, onu o yolda ye-tiştirecek babalar, Kulluk vazifelerini yerine getirmede ailesine kol kanat gerecek fedakâr ve iffetli anneler yetişmeli. Dedim ya, Mü’min bir evi: Küçük bir mescid, Küçük bir zikirhane, Küçük bir dershane, Küçük bir mektep, Küçük bir ilim evi olarak düşlüyorum…
Hasan Kutulman
Aile içinde iyilikte yarışa var mısınız? MUSTAFA NUTKU
Aile kelimesinin ne manaya geldiğini tarife pek ihtiyaç yoktur. Her insan bunu kendi hayatından bilir. Muhtelif aile tipleri vardır; fakat hepsi de “cemiyetin temel birimi olmak” gibi ortak bir vasfa sahiptir. Aile en mühim okuldur. İnsanın aile içi eğitiminin, daha doğmadan, annesinin karnında bulunduğu sırada başladığı söylenmektedir. Bizim, ekonomisi ve teknolojisi bizden daha ileri seviyedeki ülkelere nispeten üstün taraflarımızdan biri, daha sağlam aile yapısına sahip oluşumuzdur. Bunun kıymetini bilmeli ve muhafazasına çalışmalıyız. “Bir insana yapılabilecek en büyük iyilik nedir?” önemli bir sorudur ve cevabı titizlikle araştırılmalıdır. İnsanların bu soruya muhatap olunca, cevap verebilmekte ekseriya zorlandıkları, bazılarının da tam emin olmadan çeşitli cevaplar verdikleri görülür. Bir insana iyilik yapmak denilince insanların ekseriya aklına ilk gelen; yiyecek, giyecek, mesken gibi temel ihtiyaç maddelerini temin etmektir. Bunlar tabii ki iyilik olmakla beraber, biraz daha derin düşünülecek olursa, bir insana yapılabilecek en büyük iyiliğin ona hakikati söylemek olduğu anlaşılabilir. Çünkü insan ebed için yaratılmış ve onu Yaratan, onun en büyük ihtiyacı olarak ebedî yaşamak arzusunu insanın içine yerleştirmiştir. Ebedî yaşamak, dünyada gerçekleşmesi imkânsız boş bir hayal olmasına rağmen, âhirette ise insan için kaçınılması imkânsız bir âkıbettir. Mühim olan, her bir insanın âhiretteki ebedî hayatının hangi şartlarda olacağıdır. Bu da, her bir insanın bu dünyada aklıyla ve iradesiyle imtihanının neticesinde ortaya çıkacaktır. Bu iman varsa, bir insana yapılabilecek en büyük iyiliğin ona ebedî hayatını şekâvet olmaktan kurtarıp saadet olmasına vesile olabilecek hakikat derslerini verebilmek olduğunu anlamakta ve kabul etmekte güçlük çekilmez. Hakikaten yaşamak da, aslında bu hakikatle yaşamaktır.
Buna rağmen, hakikati söylemek sözün muhatapta meydana getireceği tesirin ne olabileceğini dikkate almadan rastgele ve hoyratça yapılamaz; böyle yapılacaksa, o sözleri hiç söylememek daha iyidir. Çünkü: “Her zaman def-i şer, celb-i nefye râcihtir.” Yani her işte önce zarardan uzak kalmaya daha sonra fayda elde etmeye çalışılmalıdır. Tarz-ı beyan ve üslûpta hata edilip; “Ben hakikatı söylüyorum.” diyerek muhatabın enesine (benliğine) ve bazı menfî hissiyatına dokunulur ve tahrik edilirse, maksadın aksi bir netice ile, zararlı bir şekilde muhatabın muhalefet damarı kabartılmış olabilir. “Her sözün doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil. Bazen zarar ihtimali olursa, sükut etmeli; fakat asla yalan söylenmemeli.” diyen asrın büyük âliminin bu vecizesi de, bu mevzuda mühim bir ölçüdür. Vefat etmek üzere olan birinin yanında yüksek sesle kelime-i tevhid veya kelime-i şehadet söylenirken, o kişinin bu tavsiyeye uymaması veya reddetmesi ihtimalinin doğurabileceği çok büyük zarar sebebiyle, ona “Sen de söyle!” demenin yasaklanmasındaki hikmet de bununla ilgilidir.
——————————————————————————– Hakikat; muhalefet hislerini tahrik etmeden söylenmeli Genelde olduğu gibi aile içinde iyilikte yarışırken, bir insana yapılabilecek en büyük iyilik, ona hakikati söylemek; fakat usulünce, muhalefet hislerini tahrik etmeden, İslâm’daki tebliğ metotlarına uygun olarak söylemektir. Her aile içinde midelerin doyurulması için bir faaliyet vardır. Midelerin doyurulması insanlar için ihtiyaç olmakla beraber, ruhların ve maneviyatların doyurulması da mühim bir ihtiyaçtır. Midelerin doyurulması için sarf edilen zaman, gayret, dikkat ve itina, ruhların ve maneviyatların doyurulmasında ve bilhassa ailede, asla ihmal edilmemelidir. Yemek tarifi kitaplarının, en çok satılan kitap çeşitlerinden olduğu söylenmektedir. Mesleği aşçılık olanlar, yemek yapmayı ya okuluna giderek veya usta-çırak eğitimi sistemi ile öğrenirler ve ayrıca yemek kitabı alarak yemek yapmayı öğrenmek ihtiyacını pek duymazlar. Yemek kitaplarını çokça satın alanlar, aile içinde yemek yaparak aile hayatında paylaşılacak maddî gıdalar, lezzetler hazırlamaya çalışanlardır. Bu, onların aile fertlerine iyiliğidir. Bu iyilik gibi, ihmal edilmemesi icap eden diğer bir iyilik olarak, ebedî saadetlerin yolunu açan hakikatları birbirlerine hazmedebilecekleri ve lezzet alabilecekleri şekillerde sunmak için aile fertlerinin fikirle, zikirle, şükürle, merhametle, hürmetle, şefkatle ve bunlar gibi ulvî hislerle birbirleriyle iletişim kurmaları ve bu şekilde aile içinde iyilikte yarış halini göstermeleri, ne güzel ve ne faydalı bir yarış olur. Böyle bir yarışa var mısınız?
You can subscribe to Meryemce.Biz - Ev Hanımının Günlük Alıştırmaları by e-mail address to receive news and upates directly in your inbox. Simply enter your e-mail below and click Sign Up!
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Tem | Eyl » | |||||
| 1 | 2 | |||||
| 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 |
| 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 |
| 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 |
| 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 |
| 31 | ||||||