Mü’minlerin Annelerinin Örnek Hayatlarından
Allah Seni Mahzun Etmez
Allah Rasûlü, birgün yine Hira mağarasında inzivaya çekilmiş bir hâldeyken Cebrail -aleyhisselam- aslî sûretinde gelmiş ve kendisine Alak Sûresi’nin ilk beş ayetini tebliğ etmişti. İlk defa böyle bir hâl ile karşılaşan Allah Rasûlü titrek bir heyecan içinde evine geldi ve Hatîce annemize: “–Beni örtünüz, beni örtünüz!..” dedi. Üzerinden bu mânevî hâl geçip sâkinleşince başından geçenleri Hazret-i Hatîce’ye anlattı ve: “–Kendimden korktum!..” dedi. Hazret-i Hatîce, engin bir sadakat ve çağları aşan bir basîretle, kendisini tesellî etti ve her hâlükârda yanında olduğunu ifade sadedinde şöyle dedi: “–Öyle deme!.. Allah’a yemin ederim ki, hiçbir zaman Allah seni utandırıp mahzûn etmez. Çünkü sen akrabayı gözetir, işini görmekten âciz olanların ağırlığını yüklenirsin. Fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın, misafiri ağırlarsın, Hak yolunda halka yardım edersin…” (Buhârî, Bed’u’l-Vahy, 7, Tefsir, 96/1; Müslim, İman 252-254; Ahmed bin Hanbel, VI, 153, 232) Ben İnanırım! Müddessir Sûresi’nin ilk beş âyeti nâzil olduğu zaman, Hazret-i Peygamber, büyük vazifenin başlamak üzere olduğunu anladı ve sevgili hanımına: “–Şimdi bana kim inanır?” diye sordu. Hayatı boyunca en büyük desteği, ilâhî dâvâ yolunda parlayan ilk nûru Hazret-i Hatîce: “–Ben inanırım!..” diyerek erkek ve kadınlar içinde ona ilk iman etme şerefine nâil oldu. (İbn Abdi’l- Berr, el-İstiab, IV, 274) Rabbinden Selam Söyle Bir gün Peygamber Efendimiz, ibâdet için ıssız bir yere çekilmişti. Böyle zamanlarda Hazret-i Hatice ona yiyecek içecek hazırlar, ibâdete ara vermesin diye bulunduğu yere kadar getirirdi. Yine öyle olmuştu ki, vahiy meleği (Cebrâil) Allah Rasûlü’ne geldi ve: “–Yâ Rasûlallâh!.. Hatice elinde bir kap yemekle sana gelmektedir. Hatice geldiği zaman, ona Rabbinden ve benden selâm söyle! Onu, gürültü ve yorgunluk olmayan cennette inciden yapılmış bir sarayla müjdele!..” buyurdu. Hazret-i Hatice, bu selâma şöyle mukâbele etti: “–O (şânı yüce Allah) selâmın kendisidir, selâm O’ndandır, Cebrâil’e de selâm olsun!.. Ey Allâh’ın Rasûlü, Allâh’ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin de üzerine olsun.” (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensar, 20) Bulamaç Başında Hazret-i Âişe’nin anlattığına göre, bir gün kendisi Rasûlullâh için bulamaç pişirir. Yanlarında Hazret-i Sevde vâlidemiz de bulunmaktadır. Hazret-i Âişe, Hazret-i Sevde’ye: “–Buyur, sen de ye!..” der. O imtinâ edince: “–Yemezsen yüzüne bulayacağım.” diye tehdit eder. Hazret-i Sevde yememekte ısrar edince, Hazret-i Âişe, bulamaçtan alıp onun yüzüne bular. Ortaya çıkan manzaraya Peygamber Efendimiz tebessüm eder ve eliyle Hazret-i Sevde’nin elini tutarak: “–Ne duruyorsun, sen de onun yüzüne sür!..” buyurur. Hazret-i Sevde de, aynı şekilde Hazret-i Âişe’nin yüzüne sürer. Allah Rasûlü, onun hâline de tebessüm buyurur. (Afzalurrahman, Siyer Ansiklopedisi, II, sh: 161) Kanatlı Atlar Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Tebûk ya da Hayber gazvesinden döndü. Sofasında bir perde vardı, rüzgâr esti ve perdenin bir kısmını kaldırdı. Allah Rasûlü bu esnada Hazret-i Âişe’nin oyuncak kız bebeklerini gördü ve sordu: “–Ey Âişe bu nedir?” “–Bunlar benim bebeklerimdir.” dedi. Sonra ortalarında iki kanatlı bir at gördü ve sordu: “–Ya bu nedir, ey Âişe?” “– Attır.” “–Peki üstündeki nedir?” “–İki kanat.” “–Atın kanadı olur mu?” “–Hazret-i Süleyman’ın kanatlı atları olduğunu sen duymadın mı?” Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- mübarek azı dişleri görününceye dek güldü.” (Cem’ul-Fevâid, 8023.) Benim Gibi Biri, Senin Gibi Birini Kıskanmaz mı? Hazret-i Âişe’nin ara sıra kapıldığı kıskançlık duygularını şöyle dillendirir: “Bir gece Rasûlullah, yanımdan çıkıp gitmişti. (Benim nöbetimde) hanımlarının birisine gitmiş olabilir diye içime bir kıskançlık düştü. Geri gelince hâlimi anladı ve: «–Kıskandın mı yoksa?» dedi. Ben de: «–Benim gibi biri, Senin gibi birini kıskanmaz da ne yapar?» dedim.” (Müslim, Münâfikûn, 70) Keşke Senin Saçının Bir Teli Olsaydım Hazret-i Fâtıma’nın evi, Hazret-i Âişe’nin hücresine bitişikti. Bu iki evi birbirinden ayıran duvarın ortasında bir pencere vardı. Hazret-i Âişe ile Hazret-i Fâtıma, bu pencereden birbirleri ile konuşurlardı. Bir ara Hazret-i Âişe ile Hazret-i Fâtıma arasında fazîlet hakkında mevzu açıldı. Hazret-i Fâtıma annemiz: “–Ben, senden fazîletliyim, çünkü ben Rasûlullâh’tan bir parçayım.” dedi. Hazret-i Âişe de ona: “–Dünya işleri dediğin gibidir; ancak âhirete gelince, ben orada Hazret-i Peygamber ile beraber O’nun derecesinde olacağım. Sen ise, Ali ile beraber ve onun derecesinde olacaksın. İki derece arasındaki farkı, sen kıyas et!..” Hazret-i Fâtıma cevaptan âciz kalınca ağlamaya başladı. Bunu gören Hazret-i Âişe ayağa kalktı, Hazret-i Fâtıma’nın başını öptükten sonra: “–Keşke senin başında bir tel saç olsaydım!..” dedi. (Asr-ı Saadet, III, sh: 310) Siz de Ehl-i Beyttensiniz Bir gün Allah’ın Rasûlü, Ümmü Seleme’nin yanında idi. Ümmü Seleme’nin kızı Zeynep de oradaydı. Fâtımatu’z-Zehrâ, oğulları Hasan ve Hüseyin ile oraya geldi. Rasûlullâh bunları kucaklayıp: “–Ehl-i Beytim, Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Allah her türlü hamde lâyıktır. O ne üstün bir şeref sahibidir!..” buyurdu. Kızı Zeyneb’in anlattığına göre, Hazret-i Ümmü Seleme bunu duyunca ağlamaya başladı. Rasûlullâh, ona bakarak müşfik bir hâlde: “–Seni ağlatan nedir?” diye sordu. Bunun üzerine o: “–Ey Allah’ın Rasûlü, (Allah’ın rahmet ve bereketini) ehl-i beytin arasında taksim ettin; beni ve kızımı bıraktın.” cevabını verdi. Onun bu sözü üzerine Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “–Hem sen, hem de kızın Ehl-i Beyttensiniz.” (Ziya Kazıcı, Hz. Muhammed’in Âile Hayatı ve Eşleri, sh: 224) Allah, Ömer’i Affetsin Hazinenin gelirleri arttıkça, Hazret-i Ömer, bazı sahabîlere ve bilhassa Peygamber Efendimiz’in ehl-i beytine zarûrî ihtiyaçlarını karşılamaları için yıllık tahsisatlar bağlatmıştı. Zeyneb binti Cahş annemize de ilk tahsisatını gönderdi. Zeyneb annemiz, bu kadar çok parayı bir arada görünce şaşırdı ve: “–Allah, Ömer’i affetsin. Diğer kardeşlerimin hisseleri de bunun içinde mi?” diye sordu. Parayı getirenler: “–Hayır. Bunların hepsi sizindir!..” dediler. Bunun üzerine o: “–Sübhânallâh!..” diyerek bir örtü ile bu paranın üstünü kapadı ve hizmetçisine: “–Elini sok, o paradan bir avuç al, falan oğullarına götür. Bir avuç alan filana ver.” diyerek akrabasına ve kimsesizlere dağıttı. Örtünün altında avuçlayacak bir şey kalmadı. Hizmetçisi: “–Ey müminlerin annesi!.. Allah sizi affetsin. Bunda bizim de payımız var.” Dedi. Bu söz üzerine Zeyneb Vâlidemiz: “–Örtünün altında kalanlar da senin olsun.” dedi. Böylece gelen paranın hepsini dağıttı. Hizmetçisi, örtüyü kaldırıp saydığında, sadece seksen beş dirhem kalmıştı, onu da kendisi aldı. Zeyneb vâlidemize bu paradan hiçbir şey kalmamıştı. İslâm âleminin ikinci halifesi olan Hazret-i Ömer bu durumu öğrenince onun kapısı önünde durmuş, içeriye selâm göndererek: “–Daha önce gönderdiğim dirhemleri dağıttığını duydum. Bin dirhem daha gönderiyorum ki, onu elinde tutasın.” demişti. Hazret-i Ömer, bin dirhem daha gönderdi. Fakat o, eskiden beri yaptığını aynen tekrar etmiş ve elindekinin hepsini dağıtmıştı. Gerçekten duâsı kabul olunmuş ve Hazret-i Ömer’in bir sonraki yıl “müminlerin annelerine” gönderdiği tahsîsâtı alamadan vefat etmişti.(Afzalurrahman, Sîret Ansiklopedisi, II, 184-185) Gücünüz Yettiğince Enes bin Mâlik şöyle rivâyet etmektedir: “Rasûlullâh mescide girdiğinde iki direk arasında bir ipin çekilmiş olduğunu gördü. «–Bu ip nedir?» diye sorunca, ashâb-ı kiram: «–Bu, Zeyneb’in (Zeyneb binti Cahş’ın) ipidir. Zeyneb (namazda ayakta durmaktan) yorulunca bu ipe tutunur.» dediler. Bunun üzerine Allah Rasûlü: «–Hayır. (İbâdette böyle güçlük olmaz.) Bu ipi çözünüz. Sizden biriniz zinde ve kuvvetli oldukça namazı (ayakta) kılsın. Yorulunca da otursun.» buyurdu.”( Buhârî, Teheccüd, 18; Müslim, Salâtu’l-Müsâfirîn, 31) Hâlâ Tesbih mi Çekiyorsun? “Bir gün, kendi namazgâhında bulunuyorken Allah’ın Rasûlü, sabah namazını kılmış ve erkenden yanından ayrılmıştı. Kuşluk vakti geçtikten sonra eve tekrar döndüğünde ona: “–Hâlâ oturup tesbih mi çekiyorsun?” diye sormuş. O da: “–Evet.” cevabını verince, Rasûlullâh: “–Sana sabahtan şimdiye kadar yaptığın tesbihlerin tamamına eşit bir tesbih öğreteyim mi?” demiş. Sonra da üç defa: «Allâh’ı yarattıkları sayısınca hamd ve tesbih ederim.” (Subhânellâhi ve bihamdihî adede halkıhî)» Üç defa: «Rızası için tesbih ederim (ve rızâi nefsihî).» Üç defa: «Arşın ağırlığınca tesbih ederim (ve zînete arşihî).» Üç defa: «Allâh’ın kelimelerinin mürekkebi kadar tesbih ederim (ve midâde kelimâtihî).» de!..” buyurmuştur. (Müslim, Zikr ve Duâ, 19; İbn Mâce, Edeb, 56) Allah onlardan râzı olsun. Not: Bu yazı, Halime Demireşik’in “Peygamberimizin Mübârek Zevceleri” adlı çalışmasından istifade ederek hazırlanılmıştır.
Mehtap Bahar
1.Ekmek kavurması Bayat ekmek lokmalar halinde doğranır. Tencerede kızartılmış yağ ile kavrulur. Ekmekler kavrulurken, 1 çay bardağı soğuk su, üzerine serpilir. İyice karıştırıldıktan sonra tencerenin kapağı kapatılıp 5 dakika pişirilir.
2.PAPARA Bayat ekmekler, çukur bir kaba kuşbaşı doğranır. Halka halka doğranmış soğan, tereyağı veya zeytinyağında kavrulur. Ardından tuz ve su eklenip kaynatılır. Üzerine tulum peyniri dökülür. Bir süre ılımaya bırakıldıktan sonra çukur kaptaki ekmeklerin üzerine dökülür. 3.TİRİT Bayat ekmek dilimleri bir kaba yerleştirilir. Kıyılmış soğan tuz ile öldürülüp ekmek dilimleri üzerine döşenir. Sonra üzerine haşlanmış kemikli etin suyu bolca dökülür. Dileyen, kıyılı maydanoz veya sumak serpebilir. 4.EKMEK SÜPÜRGESİ(Ankara dolaylarından bir tirit çeşidi) Bayat ekmek dilimlenip bir tepsiye yerleştirilir. Bir tencerede su kaynatılıp ekmek dilimlerinin üzerinde gezdirilir. Ardından sarımsaklı yoğurt dökülür. Son olarak da, bir tavada yağ ile kavrulan salça ve kırmızı pul biber karışımı gezdirilir. 5.EKMEK OĞMASI Bayat ekmeklerin içi -istenirse, kabuğu ile birlikte- ufalanır; bir kapta eritilen tereyağına dökülerek kavrulur. Sonra üzerine bir yumurta kırılıp ekmek ufakları ile alt üst edilir. Ardından 1 bardak süt dökülüp yeniden karıştırılır. Çok hafif ateşte süt çekilinceye kadar bekletilir. Süt çekilince ateşten alınır; üzerine bir bez konularak demlendirilir. Ilınınca yenilir. 6.YALANCI PAÇA Küçük küpler şeklinde doğranan soğan, tencerede, 1 yemek kaşığı tereyağı ile kavrularak pembeleştirilir. Üzerine salça ilâve edilerek eritilir. Dövülmüş 2 diş sarımsak, 1 limonun suyu, tuz, kırmızı toz biber ve et suyu katılır. Bayat ekmek küp şeklinde doğranarak tereyağında kavrulur. Kıtırlaşınca, çorba kâsesine doldurulan çorbanın üzerine dökülür. 7.KALACUŞ Bayat ekmek, küpler halinde kesilerek derin bir kaba konur. Kıyılmış soğan, tavada kızdırılmış margarin ile pembeleşinceye kadar kavrulur. Çalkanarak ayran kıvamına getirilen yoğurt ve su, yağ ve soğanın bulunduğu tavaya eklenir.Birkaç dakika kaynatıldıktan sonra, oluşan karışım derin kapta bulunan doğranmış bayat ekmeklerin üzerine dökülür. Kabın kapağı kapatılır.Bir süre ateşin üzerinde tutulduktan sonra hemen sofraya getirilir. 8.EKMEKLİ OMLET 4 dilim bayat ekmek küp şeklinde kesilip tereyağında kızartılır. 8 yumurta, 2.5 su bardağı süt, tuz ve muskat karıştırılıp, iyice çırpılır. Hazırlanan karışımdan 4 ayrı omlet pişirilir. Üzerine küp şeklinde doğranmış kızarmış ekmek ve küp şeklinde doğranmış domatesler koyulup ikiye katlanır. 9.EKMEK KARIŞTIRMASI Bayat ekmek lokmalar halinde doğranır. 3 yemek kaşığı margarin bir tencerede eritilir. Erimiş tereyağına kaşık ucu ile salça koyulur. Üzerine 3-4 yumurta kırılır; karıştırılarak pişirilir. Ardından karabiber serpilir. Doğranmış ekmekler ve maydanoz da eklenip kısık ateşte biraz karıştırılır. Tencerenin kapağı kapatılıp 6-7 dakika ekmekler yumuşatılır.Ekmek karıştırması, cacık veya salata ile yenilebilir. 10.YUMURTALI EKMEK AŞI Bayat ekmek dilimleri küp şeklinde doğranıp fırında kıtırlaştırılır. Piyaz doğranmış soğan, bir tavada yarım çay bardağı sıvı yağ ile pembeleştirilir. 1 çorba kaşığı salça ve 1 çay bardağı su eklenip birkaç dakika kaynatılır. Doğranmış ekmekler, soğanlar ile karıştırılıp tavanın kenarlarına çekilir. Tavanın ortasına 2 yumurta kırılır. Üzerine tuz ve karabiber ekilir.Tavanı n kapağı kapatılarak, yumurtaların pişmesi beklenir.4 diş sarımsak dövülüp yoğurda katılır. Sarımsaklı yoğurt servis tabağına alınır. Üzerine, tavadaki pişmiş olan yumurtalı ekmek aşı, bozulmadan çıkarılır.1 çorba kaşığı erimiş margarinde yeterli miktarda kırmızı pul biber hafifçe yakılır. Biberli yağ, yemeğin üzerine gezdirilir. 11.EKMEKLİ EZME 2 dilim bayat ekmeğin kabukları kesilip atılır. Dilimler çukur bir tabağa koyulup üzerine soğuk su dökülür. 5 dakika sonra sudan çıkarılır; suyu süzülerek ufalanır.Ufalanmış ekmekler, 3 yemek kaşığı dövülmüş ceviz içi ve 2 diş dövülmüş sarımsak, 2′şer yemek kaşığı zeytinyağı, yoğurt, limon suyu ve 1′er çay kaşığı domates ve biber salçası iyice karıştırılır.Elde edilen karışım servis tabağına koyulur. Üzerine pul biber ekilir. Birkaç yarım ceviz ve maydanoz ile süslenir. Not: Ceviz terine badem veya fındık da kullanılabilir. 12.BAYAT EKMEK KÖFTESİ Bayat ekmek ıslatılır; el ile sıkılarak suyu süzüldükten sonra bir kaba alınır. 100 gr. kıyma, 1 baş soğan rendesi, kimyon, köfte baharı, tuz ile yoğrulup köfte şeklinde parçalara ayrılır.Köfteler kızgın yağda kızartılıp emici bir kâğıt üzerine çıkarılır. Çay yanında yenilebilir. 13.PEYNİRLİ BAYAT EKMEK KÖFTESİ 1 adet bayat ekmek, üzerine su serpilerek nemlendirildikten sonra ufalanır. İçine yarım kalıp sert beyaz peynir rendelenir; 1 demet maydanoz doğranır; 2 yumurta kırılır; 1 adet orta boy soğan rendelenir; tuz, köfte baharı ve pul biber katılır. Bu karışım yoğrularak köfte şeklinde parçalara ayrılır. Köfteler önce una, sonra çırpılmış yumurtaya, daha sonra galeta ununa bulanıp kızgın yağda kızartılır. Üzerlerine kürdan batırılarak servise çıkarılır. 14.EKMEK PİZZASI Bayat ekmekler dilimlenip küp küp kesilir. Margarin ile yağlanmış ve un serpiştirilmiş fırın tepsisine yayılır. 4 yumurta çırpılır; içine 2 su bardağı süt, 1 paket kabartma tozu, yarım çay bardağı sıvı yağ katılır. Karışım tekrar çırpılıp ekmeklerin üzerine dökülür. Bayat ekmek pizzası bu durumda buzdolabında bir gün bekletilebileceğ i gibi hemen de pişirilebilir. Fırına verilmeden önce, üzerine dilimlenmiş sucuk, salam veya sosis yerleştirilir. Domates, biber dilimleri de yerleştirilebilir. Bunların üzerine de kaşar rendesi serpiştirilir. 15.DİLİM PİZZASI Bayat ekmek dilimlerine tereyağı sürülür. Yumurta, beyaz peynir veya çökelek, maydanoz ve pul biber karıştırılıp ekmek dilimlerinin üzerine bolca sürülür. Bu karışıma küçük doğranmış domates ve sivri biber de eklenebilir. Dilimler, peynir pembeleşinceye kadar fırında kızartılır. 16.KETÇAPLI PİZZA Bayat ekmek dilimleri, yağlanmış tepsiye dizilir. 1 çorba kaşığı salça, 1 çorba kaşığı ketçap, 2 yumurta, 1 tatlı kaşığı kekik ve 1 çay bardağı sıvı yağ çırpılır. En son ezilmiş beyaz peynir katılır. Karışım, ekmek dilimlerinin üzerine sürülür. Dilimler, orta ısılı fırında, pembeleşene kadar kızartılıp, sıcak sıcak servise çıkarılır. 17.DİLİM KAYGANA 2-3 yumurta çırpılıp 1 kahve fincanı süt veya su ile karıştırılır. Bayat ekmek dilimleri arkalı önlü bu karışıma bulanıp kızgın sıvı yağda kızartılır. 18.SARIMSAKLI EKMEK (Tiyriti) Bayat ekmek dilimleri fırında kıtırlaştırılır. 2-3 diş sarımsak dövülüp tereyağında 1-2 çevrilir. Bolca toz kırmızı biber, bir fiske tuz ve 1 kahve fincanı su eklenip hemen ateşten alınır. Ekmek dilimleri üzerinde gezdirilir. 19.EKMEK KANEPE Bir kabın içinde 1 çorba kaşığı salça, yarım çay bardağı sıvı yağ, 1 tatlı kaşığı kekik, yarım çay bardağı süt, 200 gr. ezilmiş beyaz peynir, 2 yumurta iyice karıştırılır. Bu karışım, kanepe şeklinde ve ince bayat ekmek dilimlerine sürülür.Dilimler, fırın tepsisine dizilir; hafif pembeleşinceye kadar kızartılır.Kızartı lmış dilimlerin üzerine 1’er ince dilim domates; bunun üzerine de 2 ince dilim sosis yerleştirilir. Kanepeler, kürdanlı olarak servis tabağına alıp, soğutmadan, kıvırcık marul yaprakları eşliğinde servise çıkarılır. 20.TUTMAÇ 3 su bardağı toz şeker, aynı miktarda su ve yarım limon suyu karıştırılıp kaynatılır. Elde edilen şurup soğumaya bırakılır.Bayat ekmek küp küp doğranır.Zeytinyağı , tavada yakılmadan kızdırılır. Doğranmış ekmekler, çırpılmış yumurtaya bulanarak, kızgın yağda peyderpey kızartılır. Kızaran ekmekler şuruba atılır.Bir yandan kızartma işlemi sürdürülürken, öte yandan şurubu çeken ekmekler servis tabağına çıkartılır. Kızartma işlemi bitince, servis tabağına çıkarılmış ekmekler üzerine tarçın, susam, badem, ceviz, fındık, gül suyu serpilir. Hafifçe karıştırılır. İstenirse kalan şurup da ekmeklerin üzerine gezdirilir. TATLILAR
21.EKMEK TATLISI Bayat ekmekler ince ince dilimlenip fırında kıtırlaştırılır. 1 ekmek için 2 su bardağı toz şeker ile 2 su bardağı su kaynatılır. ¼ limonun suyu eklenir. Elde edilen şerbet, soğutulduktan sonra ekmek dilimlerinin üzerinde gezdirilir. Mevsim meyveleri ekmek dilimlerinin üzerine dizilir.Not: Reçeli sulandırıp kıtırlaştırılan bayat ekmek dilimlerinin üzerinde gezdirmek sureti ile de tatlı yapılabilir. Bunu krem şanti ile süslemek de mümkündür. 22.SÜTLÜ EKMEK TATLISI 1.5 bayat ekmeğin içi derin bir kaba ufalanır. Üzerine 1.5 su bardağı süt gezdirip karıştırılır.Yarım saat bekletildikten sonra ekmek içleri el ile sıkılıp süt süzülür. Buna eritilmiş 3 çorba kaşığı margarin, 3 yumurta ve 1 çorba kaşığı toz şeker eklenip karıştırılır.Yüksek kenarlı bir tepsi yağlanır. Hazırlanan karışım tepsiye 1.5 cm. kalınlığında olacak şekilde dökülür. 180 derecede ısıtılmış fırında 40 dakika pişirilir. Şişip kabaracak olursa, bıçak ile birkaç yerinden delinir.Tatlı fırında pişerken, bir tencerede 1 su bardağı toz şeker, aynı miktarda su ve 1 tatlı kaşığı limon suyu kaynatılır. Fırından çıkarılan tepsi üzerine gezdirilerek dökülür.Tatlı soğuyunca baklava şeklinde dilimlenir. Hindistancevizi veya iri kıyılmış ceviz ile süslenerek servise çıkarılır.
23.EKMEK HELVASI Bir tencerede 3 su bardağı dolduracak kadar ufalanmış ekmek içi, yarım su bardağı erimiş margarin veya tereyağında sürekli karıştırılarak, hafif bir esmerlik alana kadar kavrulur.Ayrı bir tencerede 1 su bardağı toz şeker ve 1.5 su bardağı süt kaynatılıp ılıtılır. Vanilya eklenir. Ilık süt şerbeti, ekmekli malzemeye katılır. Tencere kapağı kapalı olarak 15 dakika beklenir. Tane tane olan helva, servis tabağına alınıp çekilmiş antep fıstığı ile süslenir.
24.VİŞNELİ EKMEK TATLISI Bayat ekmekten 2 cm. kalınlığında dilimler kesilir. Kabuklar düzgünce kesilerek çıkarılır. Daha sonra dilimler ortadan kesilerek iki parçaya ayrılır; fırın tepsisine dizilir. Orta ısıda hafif pembeleşinceye kadar kızartılır.1 kg. toz şeker, 5 su bardağı su, bir tencerede kaynatılıp şurup yapılır. Çekirdekleri çıkarılmış 1 kg. vişne, şuruba katılır; 1-2 taşım kaynatılır. Vişne taneleri bir tabağa alınır. Ateşten alınan vişne şurubu, soğumadan, kızartılmış ekmek dilimlerinin üzerine kepçe ile gezdirilir. Sonra tepsi ağır ateşte tutularak, içindeki şurup, koyulaşana kadar kaynatılır. Ara sıra tepsi hafifçe sallanarak, ekmeklerin dibe yapışmaması ve şurubu iyice içmesi sağlanır. Şurup koyulaşınca, tepsi ateşten alınıp soğutulur.Ekmek dilimleri tabaklara yerleştirilir. Üzerine krema veya kaymak koyulur. Bunun üzerine de vişne taneleri yerleştirilir.
25.ÜZÜMLÜ EKMEK TATLISI 1 büyük salkım siyah üzüm ayıklanıp yıkanır; taneleri ortadan ikiye bölünerek çekirdekleri çıkartılır.Yarım bayat ekmek, küp şeklinde doğranarak üzümler ile karıştırılır.Hazırlanan karışım, yağlanmış kalıba dökülür.1 kahve fincanı elenmiş un bir kâseye konulur. Üzerine yarım su bardağı toz şeker, 1 çimdik tuz, çırpılmış 3 adet yumurta ve 1.5 su bardağı süt eklenir. Bu karışım da tahta bir kaşık ile karıştırılıp kalıba dökülür.Kalıba dökülmüş tüm karışım, 180 derecede ısıtılmış fırında 40 dakika pişirilir. Fırından çıkarılıp ılımaya bırakılır. Üzerine pudra şekeri döküldükten sonra dilimlenerek servise çıkarılır. 26.İNCİRLİ VE BALLI EKMEK TURTASI 1 adet bayat ekmek bir kâseye ufalandıktan sonra 2.5 su bardağı süt ile ıslatılır. 20 dakika kadar bekletilerek yumuşatılır.8 adet kuru İncir suda bekletilerek yumuşatılır. Yumuşadıktan sonra suyu süzülen incirlerin her biri 5-6 dilim halinde kesilir.2 kaşık tereyağı tavada eritilir.4 yumurta çırpılarak, eritilmiş 2 kaşık tereyağı, 3 çorba kaşığı bal ve sütlü ekmek ile mikserde karıştırılır. Daha sonra incir dilimleri bu karışıma eklenir.18×20 cm. ebadında bir fırın kabına yağlı kağıt döşenir. Kağıdın üzeri 1 tereyağı ile yağlanır. Elde edilen karışım kaba dökülür; 180 derecede ısıtılmış fırında 1 saat pişirilir. Krem şanti veya kaymak eşliğinde servise çıkarılır. 27.EKMEKLİ PUDİNG Bir kapta 3 su bardağı süt, 3 yumurta, ¾ su bardağı bal, yarım limonun suyu, 4 çorba kaşığı keçiboynuzu tozu, 1 tatlı kaşığı tarçın ve 1 çay kaşığı tuz karıştırılır. İçine, 4 su bardağı dolduracak kadar, iyice ufalanmış bayat ekmek, 1.5 su bardağı rendelenmiş elma, yarım su bardağı dövülmüş ceviz içi eklenip karıştırılır. Tüm karışım, yağlanmış bir kalıba koyulup 175 derecede ısıtılmış fırında 35 dakika kadar pişirilir. Bu ölçü, 6 kişiye yeter. Not: Ekmekli puding sıcak veya soğuk yenilebilir. Sade olarak veya krem şanti, dondurma, elma sosu gibi ekler ile de servise çıkarılabilir.
28.EKMEKLİ KREP 4 dilim bayat ekmek ufalanır; üzerine 1.5 su bardağı süt dökülerek ıslatılır. 4 yumurta, 2.5 çay bardağı un ve 4 çorba kaşığı bal, ufalanmış sütlü ekmeğe eklenip iyice karıştırılır.Fındık büyüklüğünde tereyağı tavada kızdırılır. Hazırlanan karışımdan bir miktar tavaya dökülür. Tava sallanarak hamurun yayılması sağlanır. Krepin her iki tarafı da pişirilir.Hamur bitinceye kadar aynı işlem tekrarlanır.Not: Kreplerin üzerine fıstık ezmesi de sürülebilir. Ekmekli krep, komposto ile birlikte iyi gider. 29.BADEMLİ EKMEK DİLİMLERİ 1 kutu krema ve 2 yumurta çırpılıp karıştırılır.Bayat ekmek dilimleri krema ve yumurta karışımına batırılarak ıslatılır. Islatılmış ekmeklerin iki tarafı da, kızdırılmış tereyağında kızartılır. Kızarmış ekmeklerin üzerine bal sürülür. Servis tabağına dizilen ballı ekmeklerin üzerine kıyılmış badem serpilir.
30.ÇİKOLATALI EKMEKLİ KEK 3 su bardağı dolduracak kadar, ufalanmış ekmek içi, 2 su bardağı ılık sütte yumuşaması için biraz bekletilir.Yarı m su bardağı badem iri iri doğranır.Yarım su bardağı kuru üzüm de, yumuşaması için suya koyulup bekletilir. 1 adet küçük çikolata ince ince kıyılır.Ekmekli süt mikserden geçirilir; 2 kahve fincanı toz şeker, 3 çorba kaşığı kakao, 2 adet çırpılmış yumurta, doğranmış badem, kıyılmış çikolata ve sıkılıp suyu süzülmüş kuru üzüm eklenerek iyice karıştırılır.20×15 cm. ebadında bir fırın kalıbına yağlı kağıt döşenir; üzeri erimiş tereyağı ile yağlanır. Hazırlanan karışım kalıba konularak 180 derece ısıtılmış fırına verilir. 50 dakika pişirildikten sonra kek fırından çıkarılır. Üzerine pudra şekeri serpilir. Ilıyınca, kareler halinde kesilerek servise çıkarılır.
Alinti
Çocuklarımıza İslam’ı nasıl anlatmalıyız?
Amaç güzel ve doğru olduğu halde, ona götüren yol da doğru değilse, çoğu zaman istenenin tersiyle karşılaşılır. Yüce İslam dininin bütünüyle hak, hayır ve fayda olan gerçekleri de eğer usulüne uygun olarak sunulmazsa ters teper. Bazı dindar aile çocuklarının dinden uzaklaşmalarının nedeni genellikle bu tür yanlış uygulamalardır.
Zorlayıcı olmamalı
Çocuklara bir şey anlatırken, zorlayıcı, mecbur edici tavırlardan titizlikle kaçınılmalıdır. Allah, sevgili Peygamberine de “zorlayıcı olmaması gerektiğini” ısrarla hatırlatıyor. Bizim görevimiz sadece tebliğdir. Hidayete getirmek, kalplerde iman ışığını yaratmak Allah’ın işidir. Görevimizi yapmalı Allah’ın işine karışmamalıyız. İnsanoğlu, özellikle gençlik çağında muhalefet etmekten hoşlanır. Muhalefet damarlarını tahrik etmekten uzak durulmalıdır.
Hikmetle hareket edilmeli
Gençlerin yetiştirilmesinde hikmetli hareket edilmelidir. Yapı ve yetenekleri iyi tespit ve teşhis edilmeli, nabızlarına göre şerbet sunulmalıdır. İnsanları eğitip yönlendirirken bu yapılar zorlanmamalı, sadece dengeleyip olumluya kanalize edilmelidir. Aksi halde tepkiyle karşılaşmak sürpriz olmayacaktır.
İyi arkadaş edinmesine yardımcı olmalı
Özellikle iyi bir arkadaş ortamı oluşturulmalı, bu onun da ilgisini çekecek unsurlarla cazip hale getirilmelidir. Faydalı sporlar, sanatsal kurslar, geziler, piknikler, izci kampları vs. bu gibi arkadaşlıkları pekiştirebilir. Bunu yapmazsanız bu boşluk zararlı olanla dolabilir.
Örnek hayatlar lanse edilmeli
Tarihimizden örnek şahsiyetlerin hayat hikayelerini roman akıcılığıyla sunmalıyız. Başka milletler, bu boşluğu hayalî kahramanlarla doldurmaya çalışırlar. Bizim öyle hayalî kahramanlara ihtiyacımız yoktur. Tarihimiz gerçek kahramanlarla doludur. Piyasada bu tür faydalı eserler çok şükür ki, oldukça boldur.
Bizzat örnek olunmalı
Örnek ve rehber sunma ihtiyacı için sadece uzak ve yakın tarihteki şahsiyetlerle boşluğu doldurmak yetmez. Biz de gençlere düzgün ve ideal yaşayışımızla örnek olmalıyız. Hal dili, söz dilinden daha etkilidir. Sigara içen birinin, başkasına “içme” demesi ne derece etkili olur? Bu yapılmadığı takdirde, Müslümanlığın ancak geçmiş çağlarda yaşanabildiği, günümüzde ise ideal prensiplerinin yaşama şansı olmadığı sanılır ve sürekli geçmişin hayal ve özlemi ile yaşanır.
Faydalı yayınlar temin edilmeli
Yaşına ve meraklarına göre yayınlar temin edilmeli ve bunlardan istifadesi sağlanmalıdır. Şu anda her seviyeye göre, her türlü yapıya hitap edici, son derece kaliteli, rengarenk kitap ve dergi mevcuttur. Bu konuda hiçbir masraftan kaçınılmamalıdır. Çocuklarımızın en az giyim ve beslenmelerine verdiğimiz önem kadar zihin ve ruhî beslenmelerine de özen göstermeliyiz.
İyi bir hedef verilmeli
Gençliğe amaç kazandırmalıyız. Onları yüksek gaye ve ideal sahibi yapmalıyız. Böylece çalışma azim ve enerjileri artar. Amacı olmayan, ya da himmeti düşük olanlar, yüksek amaç ve ideal sahibi başkalarına hedef ve yem olmaktan kurtulamaz. Amacı olan insanlar meydana getirilmelidir.
Doğru ve güzel bakış açısı kazandırılmalı
Bakış açısı kazandırmak en önemlisidir. Bu da kuvvetli bir iman ile mümkün olur. İmana ağırlık ve önem vermeliyiz. Meşhur misaldir: Bir kasa balık hediye etmektense balık tutmayı öğretmek daha faydalı olur. Gençlerimize öylesine sağlam bir iman perspektifi kazandırmalıyız ki, gezip seyrettiği her tabiat manzarasını, öğrendiği her ilmi o gözle değerlendirebilmelidir. Böylece, bütün hayatı tefekkür ve ibadet hükmüne geçer.
Kök ve temelden başlanmalı
İman köktür, esastır. Ağacın kökü ne kadar sağlam olursa, dalları o kadar gür, meyvesi de o kadar güzel ve kaliteli olur. İman da ne kadar sağlam olursa, dalları olan ibadet o kadar gür ve candan, meyvesi olan güzel ahlak da o kadar güzel ve olgun olur. Şu halde, yaş ve seviyelerine göre imanî bir bakış açısı kazandırılmalı ki, rahat ibadet edebilsinler, ahlakları güzel olsun. Çürük bir temel üzerinde gökdelenler dikebilir misiniz? İman Müslüman kişiliğin temelidir.
Problemlerin kaynağına inilmeli
Sıkıntılar ve aksaklıklar varsa, gerçek sebebini araştırmalıyız. Tıpta da durum böyledir. Ateşi olan bir hastaya, ateş düşürücü vermek çare değil. Meselâ, vücuttaki sancı, bir iltihaptan kaynaklanıyorsa o iltihap kurutulmalıdır. Tırnak yiyen bir çocuğa engel olmak amacıyla tırnaklarına acı ilaç sürmek çözüm olabilir mi? Bu defa da dudaklarını kemirecektir. Anormalliğin asıl sebebi teşhis ve tedavi edilmedikçe aksaklık başka bir şekilde ortaya çıkarak sürüp gidecektir.
Şefkatle yaklaşılmalı
Gençlerimize dostça, şefkatle yaklaşmalı. Bu hem halimizde, hem de söz ve üslubumuzda kendisini göstermelidir. Gerek kendi hayatımıza, gerekse etrafımızdaki insanlara baktığımızda böylesi bir şefkatli elden iman denilen hayat iksirini içen, böylece iki dünyası kurtulan pek çok örnek görebiliriz. Böylesi şefkatli simaların bakışları, tomurcuklar açtıran güneş; nefesleri, ruhları okşayan meltem; sözleri yaralı gönüllere merhemdir. Hatıraları da en sevgili bir babanın ki kadar sıcak ve özlem doludur.
Uygun zamanları kollamalı
Gençlerimizin almaya istekli bulunduğu anları kollamalıyız. Aç ve iştahlı iken yenen bir yemeğin ancak, faydası olabilir. İsteksiz, şevksiz ve heyecansız iken dünyanın en açık ve faydalı hakikatini de takdim etseniz gereği gibi alınmaz, sindirilmez ve yarayışlı olmaz. Çocuk, İslam’ın güç ve cazibesinden emin olmalı Nasıl bir ortamda bulunursa bulunsun, her genç doğuştan hakikatin müşterisidir. Onda buna yatkın bir potansiyel vardır. Günümüz Batı dünyasında, her gün her türlü nefsanîliğin içinde büyüyen çok sayıda gencin Müslümanlığı seçmesi, bunun açık bir kanıtıdır. Bugün dünyada en çok yayılan din İslam’dır. İslam’ın hiçbir rakip cereyandan endişesi yoktur. O kendi kendisini müdafaaya kadirdir. Birçok mensubundan gölge etmemekten başka bir ihsan da istememektedir. Bu gerçek bilinmeli ve İslam’ın tebliği hiçbir gençten esirgenmemelidir.
Seviyesine göre anlatılmalı
Gençlerin seviyesine inmek, anlayacağı bir dille anlatmak da şarttır. Dinî hakikatler genellikle soyuttur. Anlaşılması, idrak edilmesi kolay değil. Bu nedenle Kur’an, Hz. Peygamber ve İslam büyüklerinin metoduna uyarak meseleleri temsil ve örnekle akıllara yaklaştırmalıyız. Günlük hayattan, yaşayıp gördüklerinden temsiller getirmeliyiz. Temsil ve örnek, soyut gerçeği hem kavratır, hem de zihinde kalıcı hale getirir.
Anlatırken mütevazı olunmalı
Anlatırken öncelikle kendi nefsimizi muhatap kabul etmeliyiz. Kendimizi düzeltmeyi esas almalıyız. Çocuğumuz da olsa başkasını kendi ders arkadaşımız gibi görmeliyiz. Yoksa, hep kendimizi satıcı, başkalarını ise almaya muhtaç durumda görmek, hem ihlasa ters, hem de tesiri azaltan yanlış bir metottur.
Bıktırmadan tekrar etmeli
Bıktırmadan tekrar etmeliyiz. Bıktırmaması için de, aynı hakikatleri değişik yöntemlerle, farklı üsluplarla sunmalıyız. Kur’an’ın, aynı gerçeği farklı kıssalar, aynı kıssayı da farklı üsluplarla sunması bizim için güzel bir örnektir.
Allah’ın rızasını esas almalı
Allah’ın adıyla ve onun rızası için anlatmak. Kişisel hislerimizi işe karıştırmamak. Çocuk üzerinde en büyük hak sahibi, onu hiçten alıp aşamadan aşamaya geçirerek şekillendire şekillendire sevimli ve mükemmel bir insan halinde yaratan Yüce Allah’tır. Dolayısıyla öncelikli olarak O tanıtılmalı ve sevdirilmelidir. Bize karşı hayırlı bir evlat olması da zaten buna bağlıdır. DOÇ. DR. ABDÜLAZİZ HATİP
You can subscribe to Meryemce.Biz - Ev Hanımının Günlük Alıştırmaları by e-mail address to receive news and upates directly in your inbox. Simply enter your e-mail below and click Sign Up!
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Nis | Haz » | |||||
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |