Bugün birliktesiniz diyerek kıymetini bilemeyebilir ve en ufak bir şeyde kalbini kırabilirsiniz eşinizin. Kusurlarını hoş görüp ciddi küslüklerden uzak durmak, ona güzel sözlerle hitap etmek, beklentilerine kulak vermek ve kıymetini bilebilmek nedense yanımızdayken tüm sevdiklerimize karşı ihmal edebildiğimiz davranışlar arasında. Bu ihmali eşimize yaptığımızda ise sonuç hem bizi hem de ailemizi ilgilendiren boyuta ulaşabiliyor. Zira ilgi, sevgi ve hoşgörüden yoksun bırakılıp kıymeti bilinmeyen eşler zamanla moral bozukluğunu çevresine yansıtabiliyor; bu da aileyi olumsuz etkiliyor. Ailenize ne kadar değer veriyorsunuz?
“Bana bu hatayı nasıl yapar; onunla şöyle bir hafta küs durayım da kendine çeki düzen versin” şeklinde küsme eğiliminde bulunan eşler evliliklerinde yaşayabilecekleri belki de en güzel yedi günü israf etmiş olmuyor mu böylece? Ona gerçekten çok kırıldığınızda duygularınızı küs durarak hissettirmeye çalışmanız ilişkinizi yıpratabilir. Dargınlık anında arada iletişim de yoksa eşlerin her biri kendince bir yorum geliştirebiliyor ve ne yazık ki bu yorumlar genellikle birbirlerinin aleyhine oluyor. Kötü zanla hareket edildiğinde ise olumlu iletişimin yolu kapanmış oluyor.
Şebnem Hanım’ın elli yıldır mutlu bir evlilik sürdüren babaannesinin kendisine evlenirken verdiği tavsiye dikkate değer mahiyette: “Yavrucuğum, sakın uzun süre küs durmayın. İlk dönemlerde sorunlar yaşanabilir. İyi niyetli olur ve uzun dargınlıklardan kaçınırsanız zamanla birbirinizi daha iyi tanırsınız. Evliliğiniz rayına oturur.” Şebnem Hanım ninesinin tavsiyesini dikkate aldığını ve belki de bu nedenle evliliğinin kritik uyum dönemini daha az sıkıntıyla geçirdiğini bildiriyor.
Eşinize uzun süre dargın durmayıp ona hoşgörüyle yaklaşabilmek için zihninizdeki olumsuz fikirlerin yerine, biraz düşünerek olumlularını koymak gerekiyor. Eşinizin hangi özellikleri sizi çok mutlu ediyor? Başkalarında olmayıp onda bulunan güzellikler neler? Bugün, evliliğinizi, birlikteliğinizi beslemek, güçlendirmek için neler yapabilirsiniz? Sahi evinizin günlük temizliği, saçınızın haftalık bakımı, arabanızın yıllık kontrolü… derken çok daha önemli varlığınız olan eşinizin ve onunla yaptığınız evliliğin bakımı adına bir şeyler yapmayı düşündünüz mü? Evliliğinizde güzellikleri artıracak nitelikteki eserlerden birkaç satır olsun okuyabildiniz mi? Tüm bu sorulara vereceğiniz cevaplar evliliğinizin ve eşinizin sizin için önemiyle paralel olacaktır.
Kıymeti bilinmeyen eş çabuk yıpranır
Evlilikte eşlerin birbirinin kıymetini bilememesi, ilişkilerini yıpratması aslında her ikisi için de bir sıkıntı vesilesidir. Kişinin hayat boyu hatta ahirette de birlikte olacağı eşini üzmesi, incitmesi, ona yük olup taşıyabileceğinden fazlasını istemesi hiç de akıllıca bir davranış değildir. Çevremizdeki yaşlı çiftlere baktığımızda eşlerin birbirlerine yaşlılıkta daha fazla ihtiyaç duyacağını gözlemleriz. Bu nedenle önemli olan, henüz gençken eşinin değerini bilmektir. Yılların meşakkatini göğüslemiş, Allah için sabretmiş olan eş gereğinden fazla yıprandığında ve erken yaşlandığında artık yapılacak çok fazla şey kalmamış olabilir.
Ailede huzursuzluğun kısa vadede önemli sonuçlarından biri ise psikolojik sorunlar. Eşinden yeteri kadar ilgi ve sevgi göremediğini düşünen eşler moral bozukluğu yaşıyor ve ailesi için verebileceği çok güzel nitelikleri olsa da bunları mutlulukları için kullanamaz hale gelebiliyor.
Kırgınlık hali eşlerin davranışlarına negatif etki yapacağından ailede huzursuzluk baş gösteriyor. Karşılıklı ilgi eksikliği ise giderek yuvada birliğin bozulmasına zemin hazırlayabiliyor. Böyle bir ortamda ruhsal veya fiziksel hastalıklara yakalanma olasılığı ise daha yüksek. öte yandan birbirlerini seven, koruyup kollayan ve birbirlerinin değerini bilen eşlerden oluşan ailelerde, üzüntü ve dargınlıklar yaz yağmuru misali kısa süreli ve geçici oluyor.
Unutmayalım ki Allah’ın huzurundan kovulmuş olan düşmanımız en çok eşlerin arasını açmak için uğraşıyor. Buna karşı Allah’ın yardımını da isteyerek eşinizin değerini bilmeniz ve küslükleri uzun tutmamanız en etkili savunmanız olabilir. Sevdiklerimiz hayattaysa ve birlikteysek buna şükretmeye, bize verilen nimetin hatırına küçük hataları hoş görmeye, birbirimizin değerini daha iyi bilmeye değmez mi?
Neslihan Beyhan
Günde kaç kez seni seviyorum dersiniz?
Elbette annenizi, babanızı, eşinizi, çocuklarınızı, torunlarınızı, yakınlarınızı, arkadaşlarınızı ve dostlarınızı seviyorsunuzdur… Peki, bunu onlara da söylüyor musunuz?.. Ya da şöyle sorayım: Günde kaç kez “Seni seviyorum” diyorsunuz? “Zaten biliyorlar” diyeceksiniz. Belki, ama ağzınızdan duymak eminim daha hoşlarına gidecek ve sizi sırf bu yüzden daha çok sevecekler. Bir gün Âlişân Efendimiz’e ashabdan biri gelmiş ve sokaktan geçen bir adamı göstererek; “Yâ ResûlALLAH, ben şu giden adamı çok seviyorum” demiş… Hazret-i Âlişan Efendimiz sormuş: “O bunu biliyor mu?” “Hayır, çünkü henüz söylemeye fırsatım olmadı.” “Git hemen söyle” buyurmuş, Âlişân. “Yarın söylerim” demezsiniz değil mi, sevgili dostlarım. Çünkü hiç kimsenin, hiçbirimizin “yarın”ı yoktur… Yarın gelir, ama biz söylemek istediğimizi söyleyemeyebiliriz… (Çünkü yarına kadar ölebiliriz) Ya da söyleriz, ama sesimizi duyuramayabiliriz… (Çünkü sevdiğimiz ölebilir) İyi bir dostum vardı: İyiydi, ama o iyilikten beklenmeyecek bazı patavatsızlıkları (kusurları) vardı… Çeşitli toplantılarda buluşurduk. Her buluşmamızda, “Şimdi şunu bir kenara çekeyim, şu patavatsızlıklarından kurtulmaya çalışmasını söyleyeyim” diye düşünürdüm. Ha “bugün”, ha “yarın” derken, söylemek istediklerimi bir türlü söyleyemedim… Ve bir sabah dostumun öldüğünü öğrendim… Ağladım: Çünkü dostumu ikaz etmeyi daima ertelediğim için, dostum kusurlarıyla birlikte ölmüştü. “Keşke” diye düşündüm, “söylemiş olsaydım.” Hayatımızda ne kadar az “keşke” varsa sevgili dostlarım, o kadar doğru yaşıyoruz demektir. Oğlum kansere yakalanmıştı… Günün birinde doktor bana “Tıp bitti Yavuz Bey” dedi… Tıbben yapılabilecek bir şey kalmadığını söylemeye çalışıyordu… Hayatla memat arasına sıkışmış buldum kendimi… Oğlumun yattığı odaya koştum, ellerini ellerime aldım ve göz yaşları arasında, “Seni çok seviyorum güzeller güzeli” diye fısıldadım, “Sakın beni bırakma.” Beni duyabiliyorken neden sık sık sarılmadığıma, onu sevdiğimi sık sık söylemediğime öyle bir pişman olmuştum ki, anlatamam. Neyse, Yaradan onu bize bağışladı ve sık sık sevdiğimi söyleme fırsatını buldum. Mezarlıklara gittiğinizde çevreden gelen seslere kulak verin: “Seni seviyorum” fısıltıları duyacaksınız… Bilin ki onlar, bu cümleyi söylemekte çok gecikenlerdir. Sevgiyi söylemenin çeşitli yol ve yöntemleri var, ancak bunların hiçbiri ölüm anına, yahut sonrasına ertelenmemelidir… Sevdiğinizin cebine küçücük notlar koyabilirsiniz… Cep telefonuna sevgi mesajı çekebilirsiniz… Yakınınızda bile olsa duygulu bir mektup yazabilir, çok istediği bir şeyi hediye edebilir, ya da ona bir şiir yazabilirsiniz… “Şair değilim” demeyin: Herkes kendince şairdir, bir şeyler karalayabilir, ve şiirle sevgi iletişimi en iyi yöntemlerden biridir. Yine de sevgiyi söylemenin en iyi yöntemi, sevdiğiniz insanın gözlerinin içine bakıp gülümsemek ve “Seni çok seviyorum” demektir… Bence en doğru, en kestirme, en etkileyici ve en geçerli yol budur. Yaşlı adam, karısının taze mezarının başına çömelmiş, bir şeyler mırıldanıyordu… Kızı kulak kabarttı. Babası mütemadiyen, “Seni seviyorum karıcığım, seni çok seviyorum” diyordu. Annesinin sağlığında babasının ağzından böyle bir sevgi sözcüğü duymadığı için çok şaşırdı: “Annemi bu kadar sevdiğini bilmiyordum baba…” Yaşlı adam kızına acı acı gülümsedi: “O da bilmiyordu, çünkü hiç söyleyememiştim…”
Yavuz Bahadıroğlu
Zayıflamaya çalışan ancak bir türlü beceremeyenlere aşağıdaki bitkileri çay gibi demleyip içmeleri öneriliyor.
İştah azaltıcı: Mısır püskülü
Sindirim düzeltici: Karahindiba, aslan dişi, maydanoz, nane
Metabolizma bozukluğu düzeltici: Dereotu, papatya, ıhlamur, sultanotu
İdrar söktürücü: Akağaç yaprağı, kabalak, böğürtlen, ağaç çileği
Rejim yapmakta zorlanıyorsanız;
Her sabah aç karnına bir su bardağı limonlu su ya da greyfurt için.
İnce kıyılmış biberiyeyi bir litre suda kaynatın. Sabah-akşam birer çay fincanı için.
Bir çay fincanı kaynar suya dövülmüş 1 çay kaşığı marul tohumu atın, kısa bir süre demlenmesi için bekletin ve süzün. Sabah akşam birer çay fincanı için.
Bir çay fincanı kaynar suya dövülmüş 1 çay kaşığı at kuyruğu atın, kısa bir süre demlenmesi için bekletin ve süzün. Sabah akşam birer çay fincanı için.
Bir çay fincanı kaynar suya dövülmüş 1 çay kaşığı mısır püskülü atın, kısa bir süre demlenmesi için bekletin ve süzün. Sabah akşam birer çay fincanı için.
Bir çay fincanı kaynar suya dövülmüş 1 çay kaşığı ince kıyılmış papatya katın, kısa bir süre demlenmesi için bekletin ve süzün. Sabah akşam birer çay fincanı için.
Bir litre kaynar suya dövülmüş 1 avuç ince kıyılmış aslan dişi katın, kısa bir süre demlenmesi için bekletin ve süzün. Sabah akşam birer çay fincanı için.
Tibet Hekimliği Uzmanı Anarhan Nadirova
Malzemeler:
Yarim kilo brokoli
2 su bardagi süt
1 yemek kasigi un
Kasar Peynir
Tuz, karabiber
Hazirlanisi:
Brokolileri dallarindan ayirin tuz seperek haslayin.
Tepsiye yada borcama brokolileri yerlestirin.
Sosu icin tencerede biraz yag ve unu kavurun ve sütü yavas yavas ilave ederek sürekli karistirin.
Sosu cirparak brokolilerin üzerine gezdirin.
Üzerine kasar peynirle kaplayin.
200 dereceli firinda peynirler kizarincaya kadar pisirin.
Afiyet Olsun…
You can subscribe to Meryemce.Biz - Ev Hanımının Günlük Alıştırmaları by e-mail address to receive news and upates directly in your inbox. Simply enter your e-mail below and click Sign Up!
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Nis | Haz » | |||||
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |