Mayıs, 2009

Aile İçi İletişimde Aspirin Tavsiyeler

Posted on 30 May 2009 at 10:39pm

Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Döndüğünde çevresindekiler ona şu soruyu sorarlarmış:

-Ne gördün?

“Dünya güzeli deniz kızları gördüm! Altın sarısı saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlar…” diye cevap verirmiş. Aslında hayalmiş bu.

Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş. Altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış. Döndüğünde çevresindekiler sormuşlar:

Ne gördün?

“Hiç..!” demiş bu sefer…

“Hiç bir şey…!”

Söyleyeceklerim önemli…

Ama çok önemli….

Ailenizle iyi geçinmek mi istiyorsunuz? O halde:

1- Eşinizi kesinlikle başkalarının yanında (çocuğunuz bile olsa) eleştirmeyin

2- Eleştiri yaparken rencide edici değil, yapıcı olmaya dikkat edin.

3- Eşinizi değiştiremeyeceği fiziki özelliklerinden dolayı eleştirmeyin ya da başkalarıyla karşılaştırmayın.

4- Sürekli eleştiri yapmaktan kaçının. Bu bir süre sonra karşıdaki insanda “duyarsızlığa” sebep olur.

5- Sadece beğenmediğinizde değil, beğendiğinizde de eşinize bunu belli edin.

6- Eşinizin ebeveynleriyle iyi ilişkiler kurun.

Bazı erkekler, kendi anne babasına eşlerinin , ilgi ve saygı göstermesini ,hizmet etmesini beklerler. Ufacık bir kusurda bağırır çağırır, kızar bazen de işi daha da ileriye götürerek fiziksel kabalığa kadar başvurabilirler. Fakat kendileri eşlerinin anne babasına gerekli saygı ve ihtimamı göstermezler.Halbuki eşinizin anne babası da eşiniz için çok önemlidir. Eşimizden kendi anne-babamız için istediğimiz saygı ve sevgiyi, biz de eşimizin anne -babasına göstermek zorundayız.

Ankara´da bir özel okulda aile içi iletişimle ilgili bir seminer verirken, konu eşlerin birbirlerinin anne babalarına değer verme başlığına gelince yukarıdaki cümleleri söyledim. O sırada önlerde oturan bir beyefendi söz almak istedi. Önce kendisini tanıttı. “Ben, özel bir okulda idarecilik yapıyorum. Aşağı yukarı on beş yıldır Ankara´dayım. Eşimle benim memleketim aynı. Bundan beş yıl önce yaşanan bir olayı eşim hala yeri geldikçe başıma kakmaktadır. Dediğim gibi , bundan beş yıl önce bir iş için memleketime, Boyabat´a gitmem gerekmişti. Aslında bir akşamlığına acil bir iş için gitmiştim.. Yani akşam gidip, gerekli olan bir kaç eşyayı alıp, sabah tekrar ayrılmam gerekiyordu. Kısa süreli gittiğim için yalnızdım. Eşimi götürmemiştim. Akşam, kendi anne-babamın yanında kaldım. Aslında eşimin ailesi de benim ailemin oturduğu sokağa çok yakın oturuyordu. Biraz ihmal biraz da yorgunluk ve önemsememe olacak ki, memleketime gittiğim halde eşimin anne-babasının yanına uğramadım ve sabah tekrar Ankara´ya dönmek üzere yola çıktım. Bu gün bu olayın üzerinden beş yıl geçmiş olmasına rağmen hala eşim, yeri geldiğinde bana kırgın olduğunu, kendi anne-babamın yanına gittiğim halde onun anne-babasının yanına gitmediğim için kendisine değer vermediğimi söylüyor.”

Yukarıdaki olayda görüldüğü gibi eşlerimiz, bizden kendi anne-babamıza gösterdiğimiz ilgi ve yakınlığı kendi anne-babalarına da göstermemizi bekliyorlar.

7- Boş zamanlarınızı eşinizle birlikte geçirmenin yollarını araştırın. Önceliği eşinize verin. Bir çok çift, her şeye – ve herkese- zaman ayırabilirken, eşleriyle iletişim kurmaya , onlarla beraber olmaya zaman bulamaz. Arkadaşlarımızla beraber olmak için küçük mazeretler uydurur ve eşimizden olur olamaz zamanlarda izin isteriz. ” Hayatım, haftada bir gün maç yapmaya gidiyoruz, onu da çok görme bize.”

Ya da , ” Kırk yılın başı bir ava gidiyorum.” gibi. Oysa ki yapmamız gereken, arkadaşlarımızla beraber olmaktan mutluluk duyacağımızı; ancak eşimiz ve ailemiz gibi bir önceliğimiz olduğunu sık sık hatırlamamızdır.

8- Eşinizin olumlu yönlerini takdir edin. Sizin için yaptığı hizmetlere teşekkür edin. Yapılması geren çok basit ama ailede mutluluğun temeli olan bir hareket vardır… Onay sözleri kullanmak.

- Yemekler çok güzel olmuş, eline sağlık,

- Evin her tarafı tertemiz, çok güzel,

- Bu elbiseler sana çok güzel yakışmış,

- Saçların böyle mükemmel olmuş,

9- Evlenmeden önce eşler sosyo- kültürel denkliğe önem vermelidir. “Evliliğe teşebbüs edecek kimsenin düşüneceği ilk husus, kendi duygu ve düşüncesine uygun bir eş araştırmaktır. Şimdilerde pek çok genç bu hayati işi sırf hisleriyle değerlendirmekte ve sokakta , çarşıda pazarda tanıştığı biriyle hemen yuva kurmaya çalışmaktadır. Oysaki böyle bir mülahazayla kurulan yuvada huzur aramak son derece yanlış bir düşüncedir. Eşlerin her birinin evlenmeden önceki hayatında kendilerine ait bir sosyal kimliği vardır. Kimi dini hayatın emrettiği bir hayat tarzını en güzel incelikleriyle yaşamaktadır, kimi ise dinden diyanetten çok uzak yetişmiştir. Erkek dinini yaşamak ister, kadın rahatsız olur. Bunun aksi de her zaman söz konusudur. Böyle bir ailede çekişme ve sürtüşmenin ardı arkası kesilmez.

.

Eşler arasında maddi denklik de aile içi iletişimde çok önemlidir. Adamın statüsü, kadınınkinden daha düşükse evliliğin ilerleyen dönemlerinde ailede çatışma yaşanmakta ve eşler daha az mutlu olmaktadır.

10- Eşler birbirlerine karşı empatik davranmalıdırlar.

Empati : Eşlerin birbirlerinin isteklerini, ihtiyaçlarını anlaması, eşini dinlemesi ve ona pozitif destek vermesidir. Eşler arasındaki gerçek yakınlık, içtenlik ve bütünlük empati kurabildikleri sürece ortaya çıkar. Eşler empati kurabilmeyi becerebilirlerse koşulsuz sevgiyi ve aşkı yakalayabilirler.

11- Aile içinde öfke ve kızgınlıkla başa çıkabilmelidir. Her kızgınlık bir kurallar ihlalidir. Birbirinize kızdığınızda dikkat edin, sizi rahatsız eden o kişinin davranışları değil sizin koyduğunuz kurallarınızdır. Şimdi soruyorum size, sizin için mutlu olmak mı önemli yoksa nedenini çok da bilmeden koyduğunuz kurallarınız mı?

12- Aile içerisinde yaşadığınız küçük problemlerinizi biriktirmeyin. Bilindiği gibi patlamalar bir birikimin neticesinde olur. Yeri geldiğinde ifade edilmeyen küçük tepkiler bir sonraki ile birleşip tehlikeli hale gelecektir.Aile içerisinde huzur ve mutluluğu yakalamak için, eşinizle sizi karşı karşıya getirecek olan problemler henüz küçükken oturup konuşun ve onu çözmenin yollarını araştırın. Nasıl olsa kendi kendine çözülür diye düşünmeyin.

13- İlişkinize düzenli olarak bakım yapın. Biz insanların çok garip alışkanlıkları ve davranışları vardır. Araba kullanırız ; kullandığımız araba bize problem çıkarmasın diye periyodik bakım yaptırırız. Aynı titiz bakımı aile içi iletişimimize vermemiz gerektiğini hep unuturuz. Zaman zaman ilişkilerimize bakım yapmalıyız. Duygusal banka hesabımızı kabarık tutmanın yollarına bakmalıyız. Richard L. EVANS´ın güzel bir sözü var: “Her şeyin bakıma, ilgiye, izlenmeye ihtiyacı vardır, özellikle hayatımızdaki en hassas ilişkilerin. Ve evlilik de bir istisna değildir. İhmal edilen bir şey olduğu gibi kalmaz, mutlaka bozulur.

 

  Mahmut AÇIL

Makarna Pişirme Usûlleri

Posted on 30 May 2009 at 10:32pm

Makarna Pişirme Usûlleri

-Makarnayı haşlarken, besin değerinin kaybolmaması için az suda haşlayıp suyunu tamamen çektirin. Eğer makarnayı bol miktarda su ile haşlıyorsanız, haşladığınız suyu çorbalarda değerlendirebilirsiniz veya plastik kaplar ve çelik tencereler için harika bir temizleyicidir. Suyun içine biraz deterjan katarsanız, bulaşıklarınızı pırıl pırıl yapar.  -Tuz, makarnanın tadını ortaya çıkarır. Bu yüzden haşlama suyuna mutlaka tuz ekleyin ve kaynadıktan sonra makarnanın hepsini ilâve edin. 8-12 dakikadan fazla pişirmeyin.  -Makarna taze ise, haşlanırken birbirine yapışır. Bunu engellemek için makarnaları suya atmadan önce kaynatma suyuna biraz tereyağı veya zeytinyağı ekleyin. Bu, makarnanın taşmasını da engelleyecektir.  -Makarnayı haşlarken haşlama suyuna bir bardak et suyu ya da tablet atarsanız daha lezzetli olur.  -Makarnanızı soğuk suyun altından geçirmeniz gereken zaman, onu soğuk olarak servis yapacağınız zamandır. Ya da üzerine kaynar sos döküp hemen sunacağınız zamandır. O zaman pişirme sürecini durdurmak için soğuk suyun altında gezdirin ve iyice süzün.  -Paketin üzerindeki pişirme sürelerine dikkat edin. Su kaynadıktan sonra makarnayı içine atın. Yeniden kaynamaya başladığı andan itibaren süre tutmaya başlayın.  -Pişirme sırasında makarnanın tencereye ve birbirine yapışmasını engellemek için ara sıra karıştırın.  -Makarnanızın tadı, haşlama suyuna geçeceğinden sos yaparken haşlama suyundan kullanırsanız sosun lezzeti artacaktır.  -Makarnayı pişirir pişirmez bekletmeden süzün. Süzerken kayganlığını yitirmeyecek kadar nemli bırakırsanız, sos makarnaya daha iyi karışır.  -Sade makarnayı daha lezzetli hâle getirmek için servis yapmadan 5 dakika önce küp şeklinde kesilmiş eritme peynirini 4-5 kaşık beşamel sos ile karıştırın. Peyniriniz eridikten sonra servis yapabilirsiniz.  -Tencerede kalan soslu makarna ısıtıldığında tencereye yapışır. Makarnanın yapışmaması için benmari usûlü ile makarnanızı ısıtabilirsiniz.  -Makarnanın haşlama suyuna 1-2 baş soğan, havuç vb. sebzeler eklerseniz daha lezzetli olacaktır.  -Makarnaya katacağınız kabaklar makarnanın lezzetini arttıracaktır. Bu, aynı zamanda kabak sevmeyen çocuklarınıza kabak yedirmenin iyi bir yoludur.  -Makarnayı hazırlamadan önce kısa bir süre için fırına verirseniz makarnanız dağılmaz ve tane tane olur.  -Makarnayı hazırlarken yüksek ateşte haşlayın.  -Tuzu, su kaynadıktan sonra ilâve edin. Tuzu, kaynamadan atmanız suyun kaynama süresini geciktirir.  -Eğer tuz diyetiniz varsa, yarım limon kullanabilirsiniz.  -Artan haşlanmış makarnalarınızı börek yapımında kullanıp değerlendirebilirsiniz.    PRATİK SU BÖREĞİ Malzemeler: 3 adet yufka  1 paket makarna (haşlanmış)  4 yumurta  1 bardak sıvıyağ  2 bardak süt  1 şişe soda  250 gr. peynir  Yarım bağ maydanoz    Yapılışı -Büyük bir kâsenin içerisine 4 yumurtayı, sıvıyağı ve sütü ekleyip karıştırın. Bu karışımın yarısını başka bir kâseye alın. Büyük kâsede kalan karışıma haşlanmış makarnayı, peynir ve maydanozu ekleyip karıştırın. Tepsinin altını yağlayıp 1. yufkayı tepsiye açık bir şekilde serin. Makarnalı karışımın yarısını yayıp 2. yufkayı büzerek yerleştirin. Kalan makarnaları da yayıp 3. yufkayı kenarları içe gelecek gibi düzgün bir şekilde yerleştirin. Böreği kareler şeklinde kesip, ayrılan iç malzemenin içerisine sodayı ekleyin ve bütün her tarafı ıslanacak şekilde malzemeyi dökün. Üzerine yumurta sarısını sürüp önceden ısıtılmış fırında 25-30 dakika 180 derecede pişirin. Âfiyet olsun.    MANTARLI MAKARNA Malzemeler: 1 paket ıspanaklı makarna    Sos için; 2 çorba kaşığı zeytinyağı  2 diş dövülmüş sarımsak  300 gr. mantar  1 su bardağı krema  Yarım su bardağı süt  100 gr. kaşar peyniri  Toz, zerdeçal, kişniş    Yapılışı: Makarnayı bol suda haşlayın. Bir tavaya zeytinyağı, doğranmış mantarları, sarımsağı ekleyip çevirin. Krema, süt, peynir, tuz ve baharatlarını ekleyip koyu kıvama gelene kadar pişirin. Makarnaların üzerine sosu ekleyip karıştırın. Üzerine de kaşar peyniri rendesi serpip servis yapabilirsiniz.    ZEYTİNLİ KREMALI SPAGETTİ   Malzemeler: 3 yemek kaşığı tereyağı  1 tatlı soğan  4 sarımsak  6-7 adet domates  Tuz, kekik  Yarım su bardağı siyah zeytin (çekirdekleri çıkarılmış)  Yarım su bardağı krema  14 bağ maydanoz 1 paket makarna  1 su bardağı kaşar peyniri    Yapılışı: Tereyağını bir tavada eritip, soğanı ve sarımsağı yumuşatıncaya kadar soteleyin. Kabukları soyulmuş küp küp doğranmış domatesleri, kekiği ekleyin; sos koyu bir kıvama gelene kadar pişirin. Elde ettiğiniz sosa, zeytinleri, kremayı ve tuzunu ekleyip haşlamış olduğunuz makarna ile karıştırın. Servis tabağına aldıktan sonra rendelenmiş kaşar peynirini üstüne serpin.    ERİŞTE YAPIMI 1 çay bardağı süt ve 2 yumurtayı bir kapta mikserle iyice çırpın. 4 su bardağı unu hamur yoğurma kabına eleyin. Bir tatlı kaşığı tuzu ilâve edip, harmanlayın, ortasını havuz gibi açıp, sütlü yumurtalı karışımı ekleyip yoğurun. Hamuru iki eşit bezeye ayırın. Tepsinin tabanına temiz nemli bez yayın. Üzerine hazırladığınız bezeleri yerleştirin ve 1 saat dinlendirin. Hamurları un serpilmiş tezgâhta oklava ile yarım santim kalınlığında yufkalar şeklinde açın. Oda ısısında iki tarafını arada bir çevirerek 1 saat dinlendirin. Yufkaları istediğiniz şekilde kesin. 200ºc fırında kuruyana kadar pişirin. Temiz bir bez torbaya aktarıp saklayabilirsiniz.    FIRINDA MANTARLI ERİŞTE Malzemeler: 3 su bardağı erişte  6 su bardağı su  1 adet bulyon  1 kahve fincanı sıvıyağ  1 çay bardağı ceviz içi  500 gr. mantar  3 adet taze soğan  1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri  Pul biber, tuz, karabiber  Üzeri için iki adet haşlanmış patates    Yapılışı:  Erişteyi bulyonla suda yumuşayana kadar haşlayın. 15 dakika kadar suyunda bekletip daha sonra süzün. Başka bir tencerede yağı kızdırıp içine elinizle kıydığınız cevizi ve ince kıyılmış mantarları atıp 2-3 dakika soteleyin. Ocaktan alıp ince kıyılmış taze soğanı ilave edip karıştırın. Tenceredeki eriştelerin üzerine döküp harmanlayın. Tuz, karabiber, rendelenmiş kaşar peyniri, pul biberi ekleyin. Tekrar harmanlayıp yağladığınız fırın kabına aktarın. Püre yaptığınız patatesi sıvıyağ rendelenmiş kaşar peyniri ile karıştırıp eriştelerin üzerine kapatacak şekilde yayın. Önceden ısıtılmış 200ºc fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.  Âfiyet olsun.   Ruşan Kavallı (sebnem dergisi)

Teşekkür Ederim Anneciğim

Posted on 30 May 2009 at 10:27pm

 

Teşekkür Ederim Anneciğim Ben büyürken seni zorladığımda veya kızdırdığımda söylediğin cümleler hâlâ kulağımda, “Anne olunca anlarsın!..” derdin bana… O zamanlar haksızlığa uğradığımı düşünür, kızgınlığımı geçirmezdi bu cümlen…

Meğer ne kadar da haklıymışsın anneciğim, Rabbim, beni de iki tane pırlanta gibi evlatla şereflendirdiğinden beri seni daha iyi anlıyorum. Hatta çocuklar büyürken yaşadığım zorluklar karşısında, sana duyduğum hayranlık ve saygı her geçen gün daha da artıyor.

Sık sık kendimi, “Anne olunca anlarsınız.” derken buluyorum, sanırım gittikçe sana olan benzerliğim artıyor. Çocukken seni ne kadar kolay eleştirdiğimi, artık daha iyi anlayabiliyorum. Dediğin gibi, “Anne oldum, anlıyorum.”

Bugün görüyorum ki, beni ben yapan birçok özelliğin temelini sen atmışsın, bana sunduğun her şey için sana teşekkür ederim.

Bugün senin için önemi olmayan ve eminim, birçoğunu hatırlamadığın, ama benim için çok önemli olan bazı şeyler için sana teşekkür etmek istiyorum.

Teşekkür ederim; arkadaşım olmadığı zaman benimle masaların altına girip evcilik oynadığın için,

Teşekkür ederim; ilkokul birinci sınıfta sabırla, azimle bana “b” ve “d” harflerinin farkını öğrettiğin için,

Teşekkür ederim; en sevdiğim bebeğime ördüğün pembe etek ve süveter için,

Teşekkür ederim; 7 yaşında kahve yapmama izin verip yaptığım kahvelerin içtiklerinin en iyisi olduğuna beni inandırdığın için, sen hiç şikâyet etmesen de ben senelerce kahvenin yarısını tabağından içmek durumunda kaldığınızın farkındayım.

Teşekkür ederim; sırf zayıf olan göz kaslarımı kuvvetlendirmek için saatlerce oturup benimle kırmızı mercimekleri yeşil mercimeklerden ayırdığın, sıkıldığım zaman oturup makarnaları boyadığın için, şimdi gözlük kullanmamamı senin bu çabalarına borçluyum.

Teşekkür ederim; getirdiğim kötü karneleri alınca beni tembellikle etiketlemediğin, ağabeyimle kıyaslamadığın ve her eğitim sezonu başında bıkmadan yaptığın motive edici konuşmalar için, ikimiz de biliyoruz ki, en azından bir tanesi işe yaradı.

Teşekkür ederim; çeyizinden kalma ibriğin kapağını kırdığımı itiraf ettiğimde beni cezalandırmayıp, dürüstlüğümü takdir ettiğin için,

Teşekkür ederim; apartman dairesinde oturup da civciv, papağan, tavuk, ördek, tavşan gibi birçok hayvanı beslememize izin verdiğin ve yaşadığımız heyecana ortak olduğun için,

Teşekkür ederim; her kar yağdığında beraber yaptığımız kardan adamlar için,

Teşekkür ederim; Pazar sabahları yayınlanan “Klasik Masallar” serisini izleyebilmemiz için oturma odasında yerde âilece yaptığımız “piknik kahvaltılar” için,

Teşekkür ederim; kardeşim doğduğunda ona aldığın mavi sabahlığın aynısından, bana da alıp beni önemsediğini gösterdiğin için,

Teşekkür ederim; okulda öğrenciler ve öğretmenlerimiz için oynadığımız alelâde bir tiyatro oyununa gelip oyun bittikten sonra bana kuliste bir buket çiçekle yaptığın sürpriz için,

Teşekkür ederim; katıldığım bir hitâbet yarışmasında insanların önünde konuşabileceğim konusunda beni cesâretlendirip, konuşmam bittiğinde bütün salon yerinde otururken gururla beni ayakta alkışladığın için,

Teşekkür ederim; fizîkî olarak kendimi en beğenmediğim dönemlerde lâfı ağzımdan alıp beni şahâne göründüğüme inandırdığın için,

Teşekkür ederim; seçtiğim arkadaşlarımı hiçbir zaman acımasızca eleştirmediğin için,

Teşekkür ederim; senin 32. doğum gününde iyi ki, doğdun dediğimde, “Evet, iyi ki doğmuşum, iyi ki de senin annen olmuşum.” dediğin için.

Teşekkür ederim; ben harıl harıl üniversite imtihanlarına hazırlanırken bana kek, börek yaptırıp başarımı önemsemediğini göstererek yaşadığım stresi azalttığın için,

Teşekkür ederim; bana senin gibi bir “anne” olmayı öğrettiğin için…

Bu sayfalara 29 senenin emeğini sığdırabilmem mümkün değil, ama yazılmasa da daha önce yaptığın ve hâlâ yapmaya devam ettiğin fedâkârlıkların hepsinin farkındayım ve hepsi için sana minnettârım.

Hakkını helâl et anneciğim.

Tuba Sökmen

20 adet kiraz 1 aspirine eşdeğer

Posted on 30 May 2009 at 10:27pm

20 adet kiraz 1 aspirine eşdeğer Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, kirazda bulunan ‘antosiyanin’ maddesinin ağrı kesici etkisinin Aspirin’den 10 kat fazla olduğunu belirtti. Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte manav tezgahlarında yerini alan kirazın değerini iyi bilmek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadeniz, karbonhidrat, pektin, organik asitler, B2, C ve A vitamini açısından zengin olan kirazın mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarında çok faydalı olduğu gibi, karaciğer rahatsızlıklarına da iyi geldiğini belirtti.

Kirazın kanı sulandırdığını ve temizlediğini kaydeden Karadeniz, “Karaciğer ve safrayı temizler. Böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur, kabızlığı giderir, hazmı kolaylaştırır. Aç karnına yenen kiraz zayıflatır. Kiraz midedeki yara, iltihap ve çıbanları temizler. Kiraz yenmeye devam edilirse böbrek ve mesane yollarını kumlardan temizler, karaciğer şişliğine iyi gelir, safra akışını normale döndürür, sinirleri kuvvetlendirir” dedi.

STRESE İYİ GELİYOR

Kirazın stresi yok ettiğine dikkati çeken Karadeniz, şunları söyledi: “Romatizma, damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine faydalıdır. Menopoz döneminde faydalı olmaktadır. Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde Aspirin’den daha fazla etkili oluyor. Araştırmacılar bu etkiyi kirazda bulunan ‘antosiyanin’ isimli kimyasalın yaptığını bildirmektedir. Kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin Aspirin’den 10 kat daha fazla olduğu bildirilmektedir.

Araştırmalara göre, günde 20 kiraz yemek bir Aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yapıyor.”

Timeturk

Doğum sonrası depresyona dikkat!

Posted on 30 May 2009 at 10:24pm

Doğum sonrası depresyona dikkat! Kadınların ne gibi önlemler alması gerekiyor?

Yeni anne olan kadınların doğum sonrası karşılaştığı en büyük sağlık sorununun depresyon olduğu bildirildi.

Kadın Doğum Uzmanı Opr. Dr. Gizem Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni annelerin doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşadıklarını söyledi.

Doğumdan itibaren anne ile bebek arasında kurulan ilişkinin, tanımlanamayacak kadar özel olduğunu belirten Yıldırım, bebek sahibi olmanın gerek anne gerekse babanın hayatında büyük değişiklik yarattığını ifade etti.

Yeni annelerin doğum sonrası en büyük şikayetlerinden birinin depresyon olduğunu dile getiren Yıldırım, şöyle konuştu:

”Yeni anne olan her 100 kadından 15′inde doğum sonrası depresyon görülmektedir. Ancak depresyon hamilelik sırasında da başlayabilir. Başlıca bulguları kendini kötü hissetme, mutsuzluk, çaresizlik, sebepsiz ağlama krizleri, kendini değersiz ve suçlu hissetme, özellikle bebeğine olan ilginin azalması, enerjinin azalması ve aşırı yorgun hissetme, uykuya dalmada zorluk ve uyku bozukluğu, cinsel isteksizlik, yeme bozukluğu başlıca görülen bulgulardır.”

Doğum sonu depresyonla başa çıkmak için yeni anne olan kadınların hislerini, şikayetlerini eşleriyle ve yakınlarıyla paylaşmaları gerektiğini belirten Yıldırım, gerekirse profesyonel yardım almaktan da kaçınılmamasının önemine dikkati çekti.

Bebek sahibi olan annenin hayatının genişlediğini, sorumluklarının artığını, vücudunda ve ruhunda birçok değişikliklerin başladığını anlatan Yıldırım, şunları kaydetti:

”Özellikle yeni anneler, doğumdan itibaren bedensel, duygusal ve toplumsal değişiklikler yaşarlar. Bu hem çok güzel hem de zor süreç zarfında yeni annelerin bebeklerine nasıl özenle bakıyorlarsa kendilerine de çok iyi bakmaları gerekmektedir. Her annenin doğum yaptıktan sonra kendi sağlığı açısından kontrol edilmesi gerekir. En az bebek kadar onu dünyaya getiren annenin sağlığı da önemlidir.”

-”YARDIM ALMAKTAN KAÇINMAYIN”-

Yeni doğum yapan annelerin, bebeğin bakımı konusunda yakınlarından yardım istemesi gerektiğini dile getiren Yıldırım, annelikle yeni tanışanlara mümkün olduğunca istirahat etmeleri tavsiyesinde bulundu.

Yeni doğum yapanlara her işin üstesinden tek başına gelmeye çalışmamaları öneren Yıldırım, ”Bunun yerine vaktini güzel ve kaliteli kullanabilen bilinçli bir anne olunmalıdır. Yeni anneler unutmamalıdır ki gerek ruhsal gerek bedenen sağlıklı olmadıkça bebeklerine gerekli bakımı sağlamaları zordur” dedi.

AA

Timeturk