Mart 20th, 2009

İyileştiren sevgilere dair

Posted on 20 Mar 2009 at 6:24pm

İyileştiren sevgilere dair  

İyileştiren sevgilere dair Hangi ilaç iyi gelir yürek yarasına, Hangi merhem tüm kırılmışlıklarını onarır, Hangi silgiler siler söz sıyrıklarını? Özlemenin şifası var mıdır? Ya hasretin?

İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın, Özellikle de şimdi, bu yaşlarda. Seni tüm zaaflarınla, hatalarınla kabul eden, Tüm korkularınla bilen, Hesapsızca ve sorgusuz, Şartsız ve koşulsuz, Bencilce olmayan, ?Benim?den önce senin olan, Onaylamasa da kabul eden bir yumuşaklıkta, Kalbinin içi kadar bir uzaklıkta, Sonuçta değil süreçte iyi gelen, İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın.

Düşüncesi bile gülümseten, Omuzlarındaki tüm yüklerinden seni azad eden, Keder değil yaşama sevinci veren, Tüm yaralarını kendi bile fark etmeden saran, İyileştiren, iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın.

Beklentileriyle yormayan, fazla soru sormayan, Yanında sen gibi sen olduğun, Tüm yanlış bildiklerini unuttuğun, Hiçbir hesap yapmadığın, yapamadığın, İyi gelen, iyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın.

Seni kalıplar içine sıkıştırmayan, Tüm kayıp taraflarını bakışlarıyla bulduran, En beceriksiz taraflarını,

Sevimli bir çocuğun yaramazlığı gibi görüp, Seni sevmeye daha da sarılan, İyileştiren, iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın.

Banu Yaşar

Mini mini dişler

Posted on 20 Mar 2009 at 6:18pm

Mini mini dişler   Bebekler genelde 7 aylık olduklarında ilk dişlerini çıkarmaya başlarlar. Bazı bebekler çok daha erken dönemde 4 aylıkken bile diş çıkarabildiği gibi, bazıları da 10 aydan sonra diş çıkarabilirler. Uzmanlar bunun genetik olduğunu düşünüyorlar. Ortak olan bir şey var ki, bir bebek diş çıkarmaya başladığında problemler de başlıyor demektir. Kimi dişler çıkarken bebeği oldukça hasta edebilir, kimisinde de haberiniz bile olmadan diş çıkıverir. Diş çıkaran bebekte salya artar. Sürekli elini ağzına götürür. Diş çıkacak olan bölge kabarır ve kızarır. Bebeğiniz kaşınma ihtiyacı duyar. Bazı durumlarda bebeğin ateşi makattan 38.5 dereceye kadar çıkar. Doktorlar diş çıkarmanın ateş yapmadığını savunsalar da anneler aynı fikirde değiller. Gerçekten bu durumlarda her türlü tahlil yapılmasına rağmen ateşin sebebi bulunamaz. Bebek çoğu zaman ateşle paralel olarak ishal olur. Kimi bebekler diş çıkarmaya yakın kabız olurlar, daha sonra kabız ishale döner. Son derece sakin olan bebek bile oldukça sinirli hale gelebilir. Ağlamalar çoğalır. Bebek huzursuz ve mutsuz görünür. Sürekli kucak ister. Geceleri sık uyanır, bazen de hiç uyumaz. Ona şöyle yardımcı olabilirsiniz; * Ona diş kaşıyıcı verin. Eğer ağzına almak istemiyorsa temizlediğiniz elinizle kabaran damağa hafifçe masaj yapın. * Soğuk içecek verin. İçi dondurulabilen kaşıyıcılardan da verebilirsiniz. Yedirdiğiniz yoğurdu ya da meyveyi soğuk verin. * Ona sarılın ve öpün. Kucağınıza alın gezdirin. Şarkılar söyleyin. Sabahın üçü bile olsa bunları yapın. * Ateşi düşüremiyorsanız ıslak bez uygulaması yapın. * İshal olmuşsa dışkıda kan olup olmadığına dikkat edin. Kan olması başka bir hastalığa işaret edebileceği gibi tahrişten de kaynaklanabilir. Doktora götürmenizde fayda var. * Bebeğiniz ishalse her bez değişiminde pişik kremi veya bepantol sürün. * Bebeğiniz diş çıkarırken iştahsız olur. Yemek istemez. Telaşlanmanıza gerek yoktur. Onu asla zorlamayın. En fazla bir iki gün sonra tekrar yemeye başlayacaktır. Bu dönemde en çok sevdiği gıdaları sunun. Mesela muz gibi. Eğer onları bile yemiyorsa sadece sütle bile idare edebilir. Önemli olan susuz kalmamasıdır. Bu dönemde bebeğiniz kilo kaybedebilir. Ancak bebekler hızla kilo kaybedebildikleri gibi hızla da kilo alırlar. * Diş çıkarma bebeğinizi hasta yapabilir. Eğer diş çıkardığından eminseniz onu hemen doktora götürmeyin. Çünkü hastanede bulgu bulunamayınca tahlil istenir. Bebeğinizi boşu boşuna üzmüş olursunuz. Diş tablosu… Süt dişlerinin çıkış zamanı genelde değişkendir. Bunda genetiğin payının büyük olduğu sanılmaktadır. Genelde sıralama aynıdır. Dişlerin ortalama çıkış zamanı ve sırası aşağıdaki diş tablosunda verilmiştir. Yine bebekten bebeğe değişmesine rağmen genelde köpek dişleri ve azı dişleri çok zahmet vererek çıkar.

(bizim aile dergisi)

10 Soruda Grip ve Soğuk Algınlığı

Posted on 20 Mar 2009 at 5:42pm

10 Soruda Grip ve Soğuk Algınlığı

Havaların serinlemeye başladığı bugünlerde çevrenizde mutlaka grip ya da soğuk algınlığı olan ve bu iki sorunla baş etmeye çalışan birçok kişi vardır.

Soğuk algınlığı ve grip hakkında bilmediklerinizi öğrenin, önleminizi alın! International Hospital’da İnfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, soğuk algınlığı ve grip hakkında bilgiler verdi.

10 SORUDA SOĞUK ALGINLIĞI 1. Nedir? Soğuk Algınlığı; çeşitli virüslerin yol açtığı, üst solunum yollarında bazı belirtilere yol açan ‘hafif’ seyirli bir hastalıktır.

2. En çok kimlerde görülür? Yetişkinlerde ve çocuklarda en sık görülen hastalıktır.

3. Tedavide antibiyotik kullanılır mı? Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri olmamasına rağmen bu konuda sıklıkla yanlış yapılır.

4. Yaygın bir infeksiyon olarak nitelendirilebilir mi? Soğuk algınlığı o kadar yaygın bir infeksiyondur ki, çok az insan bir yılı yakınmasız geçirebilir. Gelişen ulaşım olanakları sayesinde etken virüsler dünyanın her yerinde ve ikliminde infeksiyonun ortaya çıkmasına yol açabilir.

5. Neden havaların soğuması mıdır? Soğuğun direkt olarak hastalığa yol açtığı söylenemez. Soğuk algınlığı genellikle okulların açılması ile eş zamanlı olarak sonbahar mevsiminde görülmeye başlar.

6. Hangi mevsimde daha sık görülür? Soğuk algınlığı en sık kış mevsiminde görülür. Bunun başlıca nedenleri arasında kötü havalandırılan ortamlarda daha çok zaman geçirilmesi, güneş ışınlarının daha az oluşu, daha çok toplu halde yaşanması, bu mevsimde stresin daha fazla olması ve burundaki koruyucu mukozanın soğuması ile virüslerin hızla çoğalması sayılabilir.

7. Yakalanma riskini arttıran faktörler nelerdir? Riski arttıran bazı özel faktörler söz konusudur: Uzun mesafeli uçak yolculukları; 200 – 400 kişinin aynı hava kaynağı ile birbirlerine infeksiyon bulaştırmalarını kolaylaştırır. Yabancı bölgelere yapılan seyahatler de o bölgedeki virüslerin alınmasına sebep olabilir. Klimalar da önemli risk faktörleri arasındadır; havadaki nemi aldıkları için burundaki koruyucu mukoza ortamını kuruturlar ve infeksiyona yatkın hale getirirler.

8. Stres bir risk faktörü müdür? Stres, tek başına immün (bağışıklık) sistemini baskılayarak infeksiyon etkenlerinin üremesini kolaylaştıran bir diğer önemli risk faktörüdür.

9. Soğuk algınlığı virüsleri nasıl bulaşır? Etken virüslerin bulaşması; hastaların mikrop içeren burun veya ağız salgılarıyla bulaşmış elleri ve eşyalarıyla olabileceği gibi, havadaki küçük veya büyük parçacıklar içindeki virüslerin solunması ile de olabilir.

10. Ölümcül olabilir mi? Bebekler, çok yaşlılar ve bağışıklık sistemi problemli olan kişilerde hastalık çok ciddi, hatta ölümcül olabilir.

KLİNİK BELİRTİ VE BULGULAR NELERDİR? Hastalığın bünyeye yerleşme süresi 24 – 72 saat arasında değişir. İlk belirti kuru kaşıntılı boğaz ağrısıdır. Ateş normaldir veya hafif yükselebilir. Bebek ve küçük çocuklarda ateş daha yüksektir. En sık görülen belirtiler, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğazda yanma ve öksürüktür. Koku ve tat duygusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ve ses kalitesindeki değişiklikler gibi durumlara da sıkça rastlanır. Belirtiler ortalama 7 gün sürer. Vakaların dörtte birinde bu süreç 2 haftaya kadar uzayabilir.

SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ Kapalı ve kalabalık yerlerde hastalık hızla yayılır. Dolayısıyla açık havada ve havalandırması iyi olan yerlerde bulunmak infeksiyon riskini azaltır. Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra virüsleri rahatlıkla burnumuza veya gözlerimize transfer edebiliriz. Bunu engellemek için ellerimizi sık sık sabunlu su ile yıkamalıyız.

SOĞUK ALGINLIĞINDA NASIL BİR TEDAVİ UYGULANIR? Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Tedavi belirtilere göre yapılmalıdır. Burun tıkanıklığını giderici spreyler veya burun damlaları, öksürük giderici ilaçlar, baş ağrısını azaltmak için ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca istirahat edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden kazanılmasına yardım eder. Bu tedavilere ek olarak, ABD’de hastaların üçte biri, Avrupa’da % 40 – 70’i alternatif tedavi kullanmaktadır. Alternatif tedavi olarak sıklıkla esansiyel yağlardan oluşan mentol, içinde bir sülfür bileşiği olan ‘Ajoenc’in etkisinden yararlanmak için sarımsak, çinko ve yüksek dozlarda (günde 1 – 2 gram) C Vitamini alınarak antioksidan etkilerden yarar sağlayabilmektedir. ——————————————————————————–

10 SORUDA GRİP 1. Nedir? Grip; ateş, öksürük, baş ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları ile seyreden akut bir virüs hastalığıdır.

2. Soğuk algınlığından ve diğer solunum sistemi hastalıklarından farkı var mıdır? Kesinlikle farklıdır. Grip; ülkeler ve kıtalar arası yaygınlaşma özelliğine sahip olan bir hastalık olarak ciddi akciğer hastalıklarına yol açabilmesinden dolayı soğuk algınlığından ve diğer solunum sistemi hastalıklarından farklıdır.

3. Soğuk algınlığı ile benzer özellikleri var mıdır? Grip ve soğuk algınlığı bulaşma şekilleri ve belirtiler yönünden benzerlik gösterirler. Ancak gripte baş ağrısı, kas ağrıları ve ateş daha ön plandadır.

4. Medikal tedavide ne tür ilaçlar kullanılır? Grip tedavisinde bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir.

5. Gripten korunma yöntemi nedir? Günümüzde grip (influenza) aşıları gripten korunmanın en güvenli yoludur. Bu aşılar ülkemizde de başarı ile uygulanmaktadır.

6. Aşı ne zaman ve nasıl uygulanmalıdır? İnfluenza aşıları Eylül – Aralık ayları arasında tek doz olarak üst kolun dış yüzeyine uygulanır.

7. Bebekler ve küçük çocuklar için de aşı uygulama şekli ve doz aynı mıdır? Bebekler ve küçük çocuklarda uyluğun ön yüzünden kas içine yapılabilir. Daha önce aşılanmış 9 yaş altı çocuklara birer ay ara ile 2 doz önerilmektedir.

8. Gebelikte aşı yapılması doğru mudur? Kesinlikle doğrudur. Gebeler de aşılanması gereken grup içinde yer almaktadır.

9. Grip olduğunda hastalık riskinin arttığı gruplara da aşı uygulanabilir mi? Elbette. Astım, kronik akciğer veya kalp hastalığı, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, kan hastalığı gibi bir hastalığı olanlar bu gruba dahildir. Bu kişiler de kesinlikle aşılanmalıdır.

10. Grip aşısı olması gereken grup içinde başka kimler vardır? Sağlık Personeli (doktor, hemşire ve diğer personel), Huzurevi ve kronik bakım ünitelerinde çalışanlar, Ev hemşireleri, 65 yaş ve üzerindekiler, Dış ülkelere seyahat edecek olanlar, Önemli etkinliklerin kesintiye uğramasını en aza indirmek için önemli toplum hizmeti verenler.

internationalhospital.com.tr

Permalink  |  Tagged with: ,