Mart 2nd, 2009

Çocuk Gözüyle

Posted on 02 Mar 2009 at 4:33pm

Bir çift gözdü bakan etrafa.. küçük bir kızın  gülen gözlerydi…Öylesi tatlı ve masum…

nasıldı çocuk gözüyle bakmak? nasıl bir şeydi?

Herşeyle yeniden tanışmak demek miydi bu; yeniden merhaba demek ve başatan başlamak yaşamaya..?

 

Yeni baştan, hiç görmemiş gibi seyretmek ortalığı..?

çocuk gözüyle hayret etmek ağaca, meyveye, taşa, yıldıza, insanlara…

yeniden sevmek…

sevmeyi öğrenmek…

ve teşekkür etmek  güzeli verene..

çocuk diliyle….

samimâne…

sıcacık.. içten…

böyle birşey miydi ki? unuttuğumuz çoktan… buna yakın mıydı küçük gözlerin hayata baktığı anlam.?.

nerden başlamalı ki bakmaya küçük kızın gözleriyle?

 

Bu yazıyı okuyan gözlerini bir yokla..

Çocuk eliyle…

zeynepmeltem

alinti

Permalink  |  Tagged with:

Tebrikler Hamilesiniz

Posted on 02 Mar 2009 at 4:23pm

Evet, dünyanın en büyük mucizesi vücudunuzda hayat buluyor. Eğer bu hamilelik sizin de istediğiniz bir zamanda gerçekleşmişse zaten ayaklarınızı yerden kesmiştir. Yok eğer sizin ve eşiniz için bir sürpriz niteliğinde ise ve duygularınız karmakarışık olduysa şunu söylemekte yarar var sanıyorum: “En uygun sağlık şartlarında bile hamile kalabilme ihtimaliniz yalnızca %30. Bu yüzden, eğer aylarca hatta yıllarca çocuk mucizesini yaşayamayan çiftleri düşünürseniz ne kadar büyük bir nimete sahip olduğunuzun farkına varacaksınız!”

Yüce Mevla’nın sizi araç kıldığı bu büyük mucize, bedenen olduğu kadar sizi ve eşinizi ruhen de büyük değişimlere sürükler. Peki bu süreçte sizi neler beklediğini biliyor musunuz?

İLK ÜÇ AY

Vücudunuzda neler olur?

İlk üç ay, hamileliğiniz her ne kadar fiziksel olarak dışarıdan belli hale gelmese de emarelerinin en şiddetli yaşandığı dönemdir. Vücudunuz, içinde hayat bulmaya başlayan canlıya yabancı madde muamelesi yapacağından birçok reaksiyon gösterir. Bu reaksiyonların en bilineni ve en yaygın olanı “sabah bulantılarıdır.” Bu bulantılara sabah bulantıları denmesinin sebebi sadece sabah yaşanıyor olması değil muhakkak. Ancak kan şekerinin düşmesi durumunda bu olay daha şiddetli yaşandığından ve kan şekerinin en düşük olduğu zaman aç olduğumuz sabah saatleri olduğundan halk arasında bu isimle anılır.

En yaygın görülen ikinci belirti yorgunluk ve uykudur. Karnınızdaki bebek sizi zorlayacak kadar büyük olmasa da vücudunuz artık iki kişiyi yaşatmak için güç sarf ettiğinden yorgunluk hissiniz artar. Bu aylarda protein ağırlıklı beslenme şekli doktorlar tarafından tavsiye edilir. Tabi, 8. haftadan sonra miniğinizin oluşmaya başlayan kemikleri için de bol bol kalsiyum…

Kadınca kararınca tavsiyeler

* Hamile olduğunuzu ilk öğrendiğinizde -bu hamilelik planlı dahi olsa- bir şaşırma ve kabullenememe dönemi yaşamanız çok normal. Eğer böyle hissediyorsanız sakın kendinizi bu hisleriniz sebebiyle suçlamayın. Unutmayın ki bu olay sizi hem fiziksel, hem de değişen hormonlarınız nedeniyle duygusal anlamda çok etkileyecek bir süreç. Ayrıca hayatınızın en büyük sorumluluğu…

* Mide bulantılarını şiddetli yaşıyorsanız yemek yiyememe hatta mutfağa bile girememe gibi problemler yaşayabilirsiniz ve bu durum moralinizi bozabilir. Ama unutmayın ki tüm bu olumsuz ruh halleri ve fiziksel şikâyetleriniz geçici. Bu yüzden olabildiğince kendinize bu olayları dert edip, moralinizi bozmayın. Yapabildiğiniz kadar bu büyük olayın keyfini çıkarmaya çalışın. Eşinize küçük “nazlar” yapmayı da ihmal etmeyin!

* Eğer sebepsiz yere ağlama krizlerine yakalanıyorsanız korkmayın. Tek sebebi değişen hormonlarınız. Ağlamamak için kendinizi sıkmayın. Ağlayın ve rahatlayın.

İKİNCİ ÜÇ AY

Vücudunuzda neler oluyor?

Hamileliğinizin en rahat dönemindesiniz. Artık bulantılarınız yok denecek kadar azaldı. Yavaş yavaş kilo almaya ve karnınız şekillenmeye başladı bile. Hamilelik hormonlarının gevşettiği yuvarlak bağlarınız sırtınızda ağrıya sebep olabilir. Vücudunuzun kan hacmi arttığından ekstra kan pompalamak için kalbiniz daha hızlı çalışmak zorunda. Bu durumda nefes darlığı yaşayabilirsiniz. Yüce Mevla’nın kusursuz bir şekilde yarattığı, çocuğunuzun ilk besini olacak sütünüz, göğüslerinizden sızabilir.

Hamileliğin ikinci üç aylık dönemi birçok ilki yaşayacağınız bir dönem. Bunlardan en önemlisi bebeğinizin ilk tekmelerini artık hissedebilecek olmanız. İlk zamanlarda bu tekmeleri gaz sancısı sanmanız çok normal. Ama zamanla miniğinizle aranızdaki iletişim bu küçük tekmelerle sağlanacak ve siz her bir tekmeyi hissettiğinizde miniğinizin sağlığı için şükredeceksiniz. Bu aylar ayrıca bebeğinizin cinsiyetini öğrendiğiniz dönem de olacak.

Kadınca kararınca tavsiyeler

* Artık bebeğinizi yavaş yavaş hissetmeye başladığınız için ona alışma süreciniz hızlanacaktır. Belki önceki aylarda kabullenmekte güçlük çektiğiniz annelik kavramı artık alıştığınız bir durum. Bu güzel duygunun tadını çıkarın.

* Hızla artan vücut ısınız zaman zaman sizi bunaltabilir. Özellikle de hamileliğiniz yaz aylarına denk geldiyse… Ara sıra ılık duşlar alarak bu problemi hafifletebilirsiniz.

* Bu süreçte mide ekşimeleri ortaya çıkabilir. Bu problemi azar azar ve sık yemek yiyerek aşabilirsiniz. Daha ileri durumlarda doktorunuzun vereceği mide ilaçları sorunu çözmede yardımcı olacaktır.

SON ÜÇ AY

Vücudunuzda neler oluyor?

Karnınız artık iyice büyüdüğünden son üç ayınızda uyku biraz problem olabilir. Artık hareketleriniz çok daha kısıtlı. Bu yüzden bu son dönem sizi biraz zorlayabilir. Nefes darlığı şikâyetiniz artabilir.

Artık miniğinizin hareketlerini sizinle birlikte eşiniz de hissedebiliyor. Hatta onun şekil değişikliklerini dışarıdan bakarak fark edebilirsiniz bile.

Doğuma az bir zaman kaldığından doktorunuz sizin için en uygun doğum şeklini söyleyecektir. Sizin de yapmanız gereken olabildiğince kendinizi doğuma hazırlamak…

Kadınca kararınca tavsiyeler

* Uyku probleminizi en aza indirebilmek için karnınızın altına ve bacaklarınızın arasına yastık koyabilirsiniz.

* Bu dönemin başlarında bebeğinizin kemikleri sertleşmeye başlar. Bu yüzden kalsiyum açısından zengin gıdalar tüketmelisiniz.

* Artık doğum çantanızı hazırlama vakti geldi. Doğum çantanız için gerekli şeyleri doktorunuza danışarak öğrenebilirsiniz.

* Doğuma artık haftalar var… Bu durum sizi korkutabilir. Böyle hissetmeniz de çok normal. Ama unutmayın ki, siz; yaşamın en büyük mucizesine ev sahipliği yaptınız ve bu büyük mucizeye vesile olmak, size cenneti ayaklarınızın altına serecek bir vasıf kazandıracak. Annelik… Sizce çektiğiniz ve çekeceğiniz tüm acılar bu büyük ödüle değmez mi?

Eşler için birkaç söz…

Bayanlar kadar olduğu gibi baylar için de hamilelik sürecinin zor olduğu muhakkak. Sürekli değişen hormonlara bağlı olarak eşiniz asabi, üzgün, kırılgan hatta mutsuz olabilir. Bu dönemde siz beylere düşen olabildiğince anlayışlı olmanız ve elinizden geldiğince eşinize hem duygularını dinlemesinde hem ev işlerinde yardımcı olmanız. Unutmayın ki eşiniz, bunca sıkıntıyı sizden de bir parça olan “miniğiniz” için çekiyor. Bu süreçte onu yalnız bırakmak sizce de bencillik olmaz mı?

moral dergisi

Mükemmel Pilavın Sırları

Posted on 02 Mar 2009 at 4:14pm

Mükemmel Pilavın Sırları Mutfak ile ilgilenmeye başlayanların veya yalnız yaşayanların en aşina olduğu yemek çeşitlerinden biridir pilav. Ancak o kadar çok ve sık yapılması, pilavın en iyi bilinen ve en güzel yapılan tarif olduğunu ifade etmiyor maalesef! Tam tersine, pilav yapılması en hassas, tavının/kıvamının tutturulması en zor tariflerden biridir. Kendisi dışında lezzet veren başka malzemelerin katılmaması, bu tarifin kıvamının tutturulmasını güçlendiren en önemli faktör.

Şöyle bir kişisel pilav yapma deneyimlerinizi gözden geçirin. Özellikle konuklarınız varken yaptığınız kaç pilavı göğsünüzü kabartarak, başınız dik sofraya getirdiniz? “Aceleye geldi”, “Sizin şansınıza…”, “Aslında çok güzel pilav yaptığımı söylerler”, “Bir daha o marketin pirincini almam”, “Geçen yaptığım pilav bilseniz ne güzel oldu”, “Şimdi toksunuz ya, o yüzden…” v.b. birçok bahane mutlaka size de çok tanıdık gelecektir.

Artık bahaneleri bırakıp marifetinizi ortaya koyma zamanı geldi. Vereceğimiz püf noktalarıyla mükemmel pilavın tüm gizli kalmış sırlarını açıklıyoruz. Konuklarınıza ikram edeceğiniz pilavın ardından mükemmel pilavın sırlarını öğrenmek isteyenlere vereceğiniz yanıtları da şimdiden hazırlayın.

Pilava lezzet katmak için önce tereyağı ile hafifçe kavurun. Böylece pirinçleriniz hem tereyağın lezzetini alacak hem de pişirme sırasında dağılmasını engelleyecektir. Pirinçlerin yapışmasını önlemek ve tane tane olmasını sağlamak için de pişirme suyuna bir miktar sıvı yağ ilave edin. Pilavınızın rengi de önemli ve ilik gibi bembeyaz görünmesi içinse pişme suyuna 1-2 çay kaşığı limon suyu eklemeyi deneyin.

Pilavın pişip pişmediğini anlamak için çatala, kaşığa güvenmeyin; tadına bakın. Yenilebilir yumuşaklıkta ve dişe gelir sertlikteyse kıvamı tamamdır. Henüz yenilebilir yumuşaklığa gelmemiş ancak suyu da kalmamışsa biraz daha sıcak su ekleyin ve suyunu çekinceye kadar pişirmeye devam edin. Ekleyeceğiniz suyun mutlaka sıcak olması gerekir.

Pilavı karıştırmanın, pirinçteki nişastayı açığa çıkardığını ve nişastanın da tanelerin birbirine yapışmasına neden olacağını aklınızdan çıkarmayın.

Diyelim ki, pilavınız pişti ama pirinçler çok yumuşamış, yani lapalaşmış. Endişe etmeyin ve çok kısık ateşte bir çatal yardımıyla dikkatlice havalandırarak pişirmeye devam edin. Ta ki, suyunu iyice çeksin.

Pilavı ısıtmak da ayrı bir maharet gerektirir. Mükemmel yapılmış bir pilavın ısıtıldığında tüm özelliğini kaybettiği de çok vakidir. Burada işin sırrı pilavı karıştırmamaktır. Pilava 1-2 yemek kaşığı su ekleyin ve çok kısık ateşte ısıtın. Pilavın tanelerinin bozulmaması için de tencereyi arada bir sallamak suretiyle alt üst edin.

alinti

Kadınlar, kadın doktorlara gitmeli

Posted on 02 Mar 2009 at 12:59pm

Kalp sorunları olan kadınların, kadın doktorlar tarafından tedavi edilmesinin daha faydalı olabileceği bildirildi… Avrupa Kalp Yetmezliği Dergisi’nde yayımlanan ve Uluslararası Tıp Dergisi’nde de konu edilen araştırma, genellikle kalp hastası kadın ve erkeklere aynı tetkiklerin yapılmadığını ve hastaların aynı tedaviyi görmediklerini, bu farklılıkların az çok doktorun cinsiyetiyle ilgili olduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar, kalp yetmezliği olan 1857 kişinin verilerini ve hastalara önerilen klasik tedavileri inceledi. İncelemede, hastaların cinsiyeti, kalp sorunlarının ciddiyeti, kalp hastalıklarına bağlı ortaya çıkan depresyon seviyesi ve doktorun cinsiyeti göz önünde bulunduruldu.

Araştırma sonunda, genel çerçevede, kadınlara, beta-bloker grubu ilaçların ve anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörünün daha nadir verildiği, verilen dozların erkeklerde daha yüksek olduğu ortaya çıktı.

Doktorların cinsiyeti ve verilen ilaçlar değerlendirildiğinde ise kadın doktorların izlediği hastaların (araştırmada kadınların yüzde 36,7′si kadın doktorlar tarafından izlendi) çoğu zaman uygun dozla tedavi edildiği belirlendi.

Kadın doktorların hem kadın hem de erkek hastalarına “eşit davrandığı”, erkek doktorların ise kadın hastalarına düşük dozda ilaç verme eğiliminde oldukları da görüldü.

Konuya ilişkin makale, Fransa’da yayımlanan “Le Point” dergisinde de yer alıyor.

Permalink  |  Tagged with: